Yenibosna’da Bir Bomba

8 Ekim 2016

Kumrulu Sokak başlığı altındaki ilk yazımı üzücü bir olayın üzerine yazmak istemezdim. Beş yıla yakın ikamet ettiğimiz bu adreste sayısız iyi anımız ve sıcak hikâyemiz vardı. Gönül isterdi ki bunlardan bahsedelim ama bazen motosiklete tuzaklı bir bomba tüm bu yaşanmışlıkları enkaz altında bırakabiliyor.

Hayatımda ilk kez bombalı saldırı yaşanmış bir olay yerine, olayın hemen ardından gittim. Henüz Terör Şube ekiplerinin ve Olay yeri personelinin incelemeye başlamamasından dolayı bombanın patladığı alana kadar ilerleyebildim. Cam kırıklarından ve patlama etkisiyle her biri şarapnel kimliği kazanmış çeşitli parçalardan dolayı yere basmakta zorlanıyordum. İtfaiye, patlama sebepli yangını söndürmüştü fakat olay yerinden keskin yanık kokusu yayılmaya devam ediyordu. Polis ekiplerinden birkaçı sokaktaki diğer araçları da kontrol ediyordu. Polislikte 1+1 kuralı vardır. Örneğin; bir şahsın üzerinde bir silah çıkmışsa ikinci bir silah da olabilir, bu yüzden tedbiri elden bırakmamak, aramayı sonuna kadar devam ettirmek amaçlanır. Aynı şekilde bombalı bir aracın patladığı yerde ikinci bir bombalı araç daha olabilirdi. Bu sebeple polisler bir yandan tüm araçları tek tek kontrol ederken diğer yandan halkı uzaklaştırmaya çalışıyorlardı. O an düşündüm tam da şuanda ikinci bir bomba patlasa tıpkı Güngören’deki gibi. Tam da şuanda bir bomba patlasa onların -polislerin-  sihirli bir zırhları yada şarapnel parçalarınca dokunulmaz bir statüleri varmış gibi bir rahatlıkları vardı. Sonra düşündüm ki bu işi de birileri yapmalıydı.

 

Terörün Kubbealtı tanımında yıldırmak, korkutmak, sindirmek var. Çaresizlik hissini tattırmak, insan hayatını hiçe saymak, yıkmak, daha çok yıkmak. Bu sokaklarda hiçbir zaman bu hislerle yürümedik. Mesai çıkışı kimimiz elinde ekmekle, kimimiz tulumba tatlısıyla, kimimiz ise BİM’den haftalık ev alışverişini yapmış şekilde dolu dolu yürüdük buralarda. Yıkmak ve değil yapmak ve inşa fikri vardı kafamızda.

 

Daha önce bu sokaktan defalarca geçmiştim. Alışverişe, spor yapmaya, arkadaşlarımla buluşmaya hep buradan gittim. Çocukların sürekli oyun oynadığı bir sokaktı burası. Araba ile bu sokağa girdiğimde oyunlarını kısa süreliğine de olsa bozmuş olmaktan rahatsızlık duyardım. Özellikle okul çıkış saatlerinde çok kalabalık olurdu buralar.  Alışveriş yaptığım dükkân tanınmaz haldeydi. Zaman zaman arabamı bıraktığım polis merkezi, hedef burasıydı ama şükür ki kimseye bir şey olmamıştı.

Her gün gördüğüm ve hemen her yerini hafızama kazıdığım sokağın yerle bir olması, içimde de bir şeylerin yıkıldığını hissetmeme sebep oldu. Tıpkı dedem vefat ettiğinde çocukluğumun yerle bir olduğunu hissetmem gibi.

 

Share This:

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir