Yazı,Sabır ve Sebat Üzerine
ISINMA TURLARI / 17 Kasım 2016

İstikrar, devamlılık ve birikimli ilerleme konularında epey sorunlu bir dönem geçiriyorum. Sanırım her zaman böyleydim. Bugün Ahmet Muhip Dıranas’ın Emin Bülend hakkında yazmış olduğu yazıya rast geldim. Emin Bülend’in Dıranas’ı etkileyen dizeleriyle bezeli yazının sonlarına doğru şair için, ‘Ne yazık ki yaradılışının ona kolayca vaat ettiği merhaleye, ister mütevazı mizacı, ister kendisine karşı garip güvensizliği, ister sevki talih yüzünden olsun, ama varamamıştır’ tespitinde bulunuyor. Emin Bülend’i tanımıyorum, bize kadar ulaşabilmiş bir şair değil ama kendisine karşı hissettiği garip güvensizlik duygusunu gayet iyi tanıyorum. Kişinin kendine güvenmesi veya güvenmemesi, bütün mesele buymuş gibi hissediyorum. Bu güvensizlik beraberinde yarım kalan işleri getiriyor. Bu zamana kadar bir hevesle başlayıp devamını getirmediğim işler… Bir dönem ney üflemeye merak salmış, kendime bir ney edinip kursa yazılmıştım. Nedendir bilinmez o dönem kursa devam edemedim. O zamanlar sebepleri üzerine pek düşünmemiştim ama şimdi daha iyi anlıyorum meseleyi. Çünkü kursun ilk haftasında hoca, her bir notayı bir hafta boyunca üflememizi istemiş, haftası dolmadan diğer notaya geçmememizi salık vermişti. Böylece sesler oturacak, düzgün ve dik çıkan seslerden sonra eser icra etmek çocuk oyuncağı olacaktı ama olmadı. Çünkü nereden baksanız 1,5-2 ayımı alacak bir çalışmaydı, ‘bir an evvel olsun’ diyen tez canlı yanım galip geldi ve bu sabrı gösteremedim. Dolayısıyla…

Yazı ve Yazgı/Hüseyin SU
ALINTILAR / 31 Ağustos 2016

Jule Renard, yazıyla uğraşan herkese yazar olan bir insanın, aynen soluk aldığı gibi yazması gerektiğini öğütler.(Önsöz’den) Önsöz’den ‘Yürümek+ hiç durmamak+ ödünsüz+namlusundan kurşun çıkan-hala çıkan- sıcaklığında yürümek.’   (Nuri Pakdil) İnsani erdemlerin tümünü de yüreklerinden söküp atan granit insanın durduğu yerden ibaret dünyamız: Daha şimdiden değerleri tanınamaz bir uygarlık kalıntısı halinde. (16) Oysa mütemadiyen doğurgan bir hayatı amaçlamalıyız. Dirimin ucunu bir kez yakaladık mı, ardını bırakmadan sonuna dek izini sürmeliyiz, hiçbir zaman insani yılgınlıklarımıza teslim olmamalıyız. Acımız da, sevincimiz de, sıkıntımız da,  mutluluğumuzda doğurgan olmalı, bizi çoğaltmalı ve tamamlamalı. Bir damlayı büyük bir denize dönüşterebilmeliyiz her zaman. Ütopyamız hep ufuklarımızda olmalı. Bizi, ardısıra götürecek olan, yitirdiğim giz’in izini ne yapıp edip bulmalıyız. Her şeyi en bayağı haliyle somut ve hem de gereğinden çok fazla somut olarak algılama ve bulma heva ve hevesimizi bir türlü yenmeyi başarmalıyız. (18) İşte burada, her gün yenilenen, yeni ve incelen bir duyarlık ve yeni bilgilerle donanan bir bilinç gerekli bize. Evet, Pasolini haklı; hepimiz tehlikedeyiz, çünkü hepimiz gafletteyiz. (21) Teyekkuz hali ve aydınlık bir görüş alanı, kuşkusuz ateş emrinin yerine getirilmesinin  ilk ve temel koşuludur. Ardından bütün niyet ve çabalarımız, harekat dairesindeki külli ve cüzi tasarımlar çerçevesinde kendisine yol bularak seyredecektir. Çünkü , J. Ortega Y. Gasset’in…