Üsküdar’da Bir Attar Dükkanı/Ahmed Yüksel ÖZEMRE
ALINTILAR / 31 Ağustos 2016

  Baharatı ve yemeklerin terkibine giren diğerlerini sıralarsak: toz ve tane karabiber (karabiberin Akbıyık diye maruf olan türü pek aranırdı), yeni bahar, toz ve kabuk tarçın, toz ve kök zencefil, kimyon, kırmızı biber, sumak, karanfil, havlican, kişniş , mahlep, sahlep, çörek otu(karaca ot),susam, Hindistan cevizi, anason, dolma fıstığı, kuş üzümü, karbonat, limon tuzu, nöbet şekeri ve kabartma tozunu sayabiliriz. Safran ise birer gramlık paketler halinde teneke kutuda saklanırdı. Bunların altındaki rafta da kitre ve üstübeç ile ismini hatırlayamadığım daha bir sürü maddenin kutuları bulunurdu. (Sayfa 28)   Attarlık, yalnızca bu maddeleri satmak değildir. Attarlık, aynı zamanda, şifa veren bitkiler aracılığıyla insanların rahatsızlıklarını gidermeyi amaçlayan bir nevi pratik hekimliktir de.    (Sayfa 29)   Şimdi düşünüyorum da, gerek Saim Efendi Amca’nın gerekse babamın ne kadar büyük, ne kadar sağduyulu mürebbiyeler olduğunu daha da iyi idrak ediyorum. Bana mızraklı ilmihal’ın umdelerini teorik olarak ve sert bir eda ile korkutarak ezberletmek yerine, önce Hz. Peygamberin ve Onun sadık yakınlarının muhabbetini aşıladılar. ‘Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla’ kabilinden ortadan anlattıkları menkıbelerde işledikleri hep: ‘Allah’ın birliğine imanın insanı nasıl yücelttiği ve insanı nasıl sadakat, cesaret, selabet, dirayet,feragat, ittika, adelet, merhamet ve ihsan vasıflarıyla teçhiz ettiği’ idi. Allah her ikisinin de makamını cennet eylesin! (Sayfa…