Bağışlanan Terapi/ Irvin Yalom
ALINTILAR / 27 Ağustos 2020

BAĞIŞLANAN TERAPİ Irwin Yalom’un terapistlere mirası olarak addedilebilecek, terapi hakkında fikirlerinin toplandığı Bağışlanan Terapi kitabının bölümleri ve bölümlerin dikkat çekici kısımları alıntılanarak sayfaya eklenmiştir. Bölümlerin bitiminde ise Yalom’un anlattığı konuları desteklerken adını andığı kitaplar, toplu olarak listelenmiştir. İyi okumalar! Bölümler ve Alıntılar Bölüm 1: Gelişimin Önündeki Engelleri Kaldırın Genç bir terapistken okuduğum en yararlı kitap Karen Horney’in Nevrozlar ve İnsan Gelişimi adlı kitabıydı. Ve kitaptaki en yararlı tek kavram insanoğlunun içinde kendini gerçekleştirmeye yönelik bir doğal eğilimin bulunduğu şeklindeydi. …Çalışmalarımda yeni bir bakış açısı kazandırarak psikoterapiye yaklaşımımı sonsuza dek değiştirdi: benim görevim hastanın yolunu tıkayan engelleri kaldırmaktı. s.19 Yeni Freudçuluk: Freud’un dürtü teorisini reddedip yerine sosyal çevrenin etkisini merkeze koyan akım. En iyi tanınan bireyler arası ilişki teorisyenleri: Harry Stuck Sullivan, Eric Fromm ve Karen Horney.   Bölüm 2: Tanıdan Kaçının Tanı görüş açısını daraltır, karşıdaki kişiyle insan olarak ilişki kurma yeteneğini azaltır. Bir kez tanı koyduktan sonra hastanın o belirli tanıya uymayan yönlerine dikkat etmeme ve ilk tanımızı doğrular nitelikte görünen gizli özelliklerle aşırı ilgilenme eğilimi gösteririz. Dahası kendini gerçekleştiren bir kehanet işlevi de görebilir. Hastanın tanıdan doğan özelliklerini uyarmaya ve sürekli kılmaya hizmet edebilir. İlk görüşmede tanı koymak, onuncu görüşmede tanı koymaya göre daha zor olması hangi terapisti…

Yolda
YOL HİKAYELERİ / 24 Ağustos 2016

  O gün işe gitmek üzere metrobüsün en arka köşesine kurulmuş, oturacak yer bulmuş olmanın keyfini sürüyordum. Birkaç durak sonra yanıma bir anne ve küçük çocuğu oturdu. Çocuk, yaşının gereği epey hareketli ve neşeliydi. Etrafını gözlemliyor ve annesine sürekli sorular yöneltiyordu. Bense bir yandan Savaş ve Barış’ı okurken, bir yandan anne ve çocuğun diyaloğuna kulak misafiri olmaktan kendimi alamıyordum. Bu esnada  metrobüsün ön tarafından elinde bir kağıt mendil bulunan ve bunu sırayla tüm yolculara uzatan, tahminen yanımda oturan küçük çocukla aynı yaşlarda bir çocuk bize doğru geliyordu. Sıra bana gelip,  alır mısın anlamında mendil uzattığında  teşekkür ederek istemediğimi söyledim. Hemen sonra yanımda oturan anne ve çocuğuna da uzattı. Anne cebinden bir miktar bozuk para çıkararak çocuktan mendil satın aldı. Mendili satan çocuk,  bu metrobüsteki görevini tamamlamış olmanın sevinciyle ilk gelen durakta inerek, arkadan gelen diğer araca bindi. Mendil satan çocuğun inmesinin ardından anne, çocuğuna dönerek; ‘ görüyor musun senin yaşında bir çocuk fakat mendil satmak zorunda,ne kadar zor değil mi’ dedi.  Kulağım bu cümleye şahitlik ederken hemen ardından gözüm Savaş ve Barış’ta geçen şu cümleye takılıp kalıyordu :  ‘Sık sık düşünürüm ki, diye devam etti, sık sık düşünürümki…Dünyada mutlulukların dağıtımı bazen çok haksız oluyor…’(*) Kitabı kapattım ve yolun geri kalanını…