Telefonun Başında Çaresiz
ISINMA TURLARI / 14 Ocak 2018

Arka fonda  usul usul bir müzik akıyor; hafif. Onu sabırsız telsiz sesleri  bölüyor; parazitli. Mesaisinin sonlarında olduğu anlaşılıyor konuşmacı; yorgun. Adreslerin sonuna kodlar ekleniyor; anlamsız. Anlaşılmaz şeyler yazmak istiyorum hayatım hakkında. Yıllardır ince ince ördüğüm bu perde duvarları tek bir cümle ile kaldıramam. Bir giz yaratıyoruz ve giz devam etmeli sevgili okuyucu. Bunu anlaşılır bulmanız tek temennim. Eskiden geçtiğim yolları sayıyor konuşmacı. Bir daha geçme ihtimalinin yollar. Yeniden aynı yolları yürümek. Bu kahırdır sevgili okuyucu. Başı ellerin arasına alıp şöyle sağa sola hızlıca sallamalı o zaman. Dışarıdan sizi görenler, şuan bir suçun cezası ifa ediliyor demeli. Yeniden aynı yolları yürümek demek her şeye yeniden başlamak değildir. Sıkılarak izlediğin filmi tekrar izlemek zorunda kalmak gibi bir şey diyebilirim. Telefon çalar. Telefonun çalması hadsiz bir eylemdir. Dünyasına çaldığı kişinin o an hangi hâl üzere olduğunu umursamadan çalar. Kişi o an kitap okuyor olabilir. Okuduğu kitabın en heyecanlı paragrafında olabilir. En heyecanlı paragrafın ‘hayatını değiştirecek o kritik cümlesindedir ki…’ Kişi o an film seyrediyor olabilir. Hem de pek adeti olmadığı üzere. İlginçtir ki filmi sıkılmadan tam 2 saat izlemiş olabilir. Başrolle özdeşim kurmuştur. Başrol oyuncusu  filmin en can alıcısını cümlesini kuracaktır ki… Belki de sessizliği bir fanus gibi üzerine geçirmiştir insan. Bir kaç dakikalığına…