Mutfak Masası ve Kurmaca
ISINMA TURLARI / 1 Şubat 2020

Başlarda O da herkes gibi bir hayat çizgisi izlemeye niyetliydi. Önce okul, sonrasında iş ve evlilik. Fakat sıralamada bir terslik oldu. Önce evlendi, sonra çalışmaya başladı ve ancak çok sonra mezun olabildi. Bir şirkette emir altında çalışma düşüncesinden nefret ettiği için butik bir kafe-bar açtı. İnsanların caz müzik dinleyip kahvelerini yudumlayabilecekleri bir yer. Fakat üniversitede evlenmenin doğal sonucu olarak ne eşinin ve kendisinin parası vardı. O yüzden 3 yıl kadar köle gibi, aynı anda birden fazla işi bir arada götürmek zorunda kaldı.  Sevdiği işi yapmasına rağmen, ilk zamanlar işler pek iyi gitmedi. Kafenin albenisini arttırmak için kendi hafta sonları canlı müzik yapmaya başladı, yeni konseptler denedi. Ticari bir işletmeye sahip olmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak, borç aldığı ödemeler üst üste geliyordu. Yine böyle bir günde işyerine giderken yerde hatırı sayılır miktarda para buldu. Bu para en azından günü gelmiş ödemelerini karşılıyordu. O kadar dar boğaza girmişti ki; parayı sahibine teslim edilmek üzere polise götürmedi. O parayla borçlarını ödedi.  Bir süre sonra işler yoluna girdi. Patrona yaltaklanmak zorunda olmadığı, kendi yağında  kavrulduğu, sevdiği işi yaptığı bir hayatı yaşıyordu. Bir gün sahibi işyerini restore etmek isteyince kafe-barı daha büyük ve ferah bir mekana taşıdı. Geri dönüp o günlere baktığında eşiyle beraber ne…

Hayvan Çiftliği
ISINMA TURLARI / 22 Aralık 2019

Dikkat: Bu yazı, Hayvan Çiftliği hakkında spoiler içermektedir. Akademide beklemediğim bir köşe başında bir kitapçıya rastladım, bir diyanet kitapçısı. Vaktim vardı, neredeyse bütün kitapları tek tek inceledim ve birini satın almak istedim ki o da uzun süredir ertelediğim Orwell’ın Hayvan Çiftliği idi. Uzun süredir ertelemiş olmamın, popüler bir eser olmasıyla ilgisi olabilir.  Böyle bir eserle karşılaştığımda nedense erteleme eğiliminde oluyorum. Yakın zamanda erteleme eğiliminin aslında DEHB’le ilgili olduğuna dair bir şeyler okudum fakat bu ancak başka bir yazının konusu olabilir. Roman büyük bir hızla başlıyor. Çiftlik sahibine karşı isyan etmek için ortam hazır. Zulüm var, emek sömürüsü var, ‘hayvan yerine konmamak’ var. E rüya? Rüya olmadan olur mu? Büyük şef bir rüya görüyor ve rüyasında hayvanların bu düzene isyan ettiğini, herkesin eşit ortamda, mutlu bir biçimde yaşadıklarını, zenginliği paylaştıklarını görüyor. İsyan hareketi tüm şiddeti ile başlıyor ve kısa süre içinde çiftliğin sahibi insanlar kovuluyor ve Beylik Çiftlik Hayvan Çiftliği’ne dönüştürülüyor. 7 Emir, 7 Kural var. Eşitlikle başlayan, asla insanlaşmayacaklarına, para kullanmayacaklarına, birbirilerini öldürmeyeceklerine, içki içmeyeceklerine, ev ya da yatak kullanmayacaklarına dair kurallar bunlar. Marşlar, bayraklar, törenler de yavaş yavaş dizayn ediliyor. Tam hasatlar kaldırılmaya, çiftlikteki düzen oturmaya başlıyor fakat o da ne bir yönetim darbesi… Snowball, Napolyon tarafından zor kullanılarak yönetimden…