Samsun, Kızılırmak Deltası, Bafra Pidesi, Atakum ve Anılar
YOL HİKAYELERİ / 5 Eylül 2019

Samsun Bir sonraki durağımız Samsun. Burada iki şey bir araya gelmiş: potansiyel ve pazarlama. Samsun Karadeniz’in coğrafi açıdan en avantajlı şehri. Batısında ve doğusunda iki geniş ovaya sahip: Çarşamba ve Bafra. Bu avantajın yanında mevcut potansiyelini elinden geldiğince iyi pazarlamış, ziyaretçilerinin beğenisine sunmuş görünüyor. Örneğin; henüz il sınırına girdiğimiz  andan itibaren her anayolda kuş tabelalarını ve kuşların özelliklerini görüyoruz. İnsanda Kızılırmak deltasını görmeye dair bir merak ve heves uyanıyor. Nitekim bu iki güzel hissin peşine takılıyoruz. Kızılırmak Deltası Daha önce Manyas’ta bulunan Kuşcenneti ziyaretimizden dolayı bu isim altında yapılan pazarlamalara karşı daima mesafeli duruyorduk. Neyse ki benzer hayal kırıklığını Kızılırmak deltasında yaşamadık.  Hemen girişte bizi genişçe bir bekleme merkezi karşıladı. İlk olarak Kızılırmak Deltası ve Kuşcenneti hakkında gayet iyi hazırlanmış bir tanıtım videosu izledik. Akabinde buradaki görevliler tarafından bize iki seçenek sunuldu: Belediyeye ait otobüslerle delta turu atmak ya da bisiklet kiralayarak yaklaşık 15 kilometrelik bir alanda yılkı atları, boğalar ve envai türden kuşların eşliğinde deltanın derinliklerine doğru ilerlemek. Biz ikincisini tercih ettik. Sepetli bir bisiklet kiraladık ve Agah’ı sepete oturttuk. Her şeye meraklı olan ve özerk hareket etmeyi henüz 16. ayından itibaren ortaya koymayı kendine bir amaç olarak belirleyen Agah yolumuzun ikinci kilometresinde su kaynatmaya başladı. Biz de bu…

Batı Notları/Nuri PAKDİL
ALINTILAR / 26 Ağustos 2016

Çok Türk görüyorum. Bu geometriye yabancılar. Sanırım Almanlar da,onların bu yabancılığını, makinelerinin bir parçası olarak çalıştırıyorlar. Ne var ki, geometri boşlukta, sağlam dayanakları olmasa gerek. Akıl, belli bir oranda işlevini yapsa bile, ya kalbin işlevi? Almanlar  makineye sığınmışlar. Ölümden korktukları için  mi? Makineye güven olmaz! Makine bu korkuyu yenecek güçte olmak şöyle dursun, manevi değerleri talan ettiği için , Batılıyı ölüm karşısında sığınaksız bırakmıştır.  Bu talandan sonra, kala kala makine kalmıştır güya sığınak olarak. İşte çelişkileri! Oysa ölüm korkusunu, ancak ölümötesi hayata inanarak yenebiliriz. (Sayfa:14)          Sık sık heykel. Taş, taş olmaktan çıkıyor; insan da olmuyor. Taş, insanın yerini tutamaz ki! Anımsamanın,saygı duymanın taşla hiçbir ilgisi yoktur. Heykel, saçmalığın taşlaşmasıdır; ilkelliğin de simgesi. Ama, batılılar, akıl almaz bir bağnazlıkla koruyorlar bu simgeyi. Heykele saygı duyula duyula Tanrı inancı yitebilir insanın içindeki. Çünkü saygı taş kesilirse,insan kolaylıkla aşamaz önündeki engeli. Heykel düşüncesinin kökeninde, ne biçimde ve ne oranda olursa olsun,bir put vardır. Put, tanrı düşüncesinin karşıtıdır. Tanrı düşüncesi içimize dolmadan kendi kendimize aşamayız; kendi kendini aşmadan da bunalımdan kurtulma olanağı yok insanın.         (Sayfa:25)   Amerika çekilecek Vietnam’dan;bir üs yapmalı İsrail’de. Savaşsız bir Amerikan ekonomisi çökebilir.Amerika için ülkesi dışındaki savaşlar,alıcıları hazır pazar yerleri anlamına gelir. Batılılar, yüreklerinin en gizli köşelerinde hala…