Menekşeli Mektubun Çağırdığı Birkaç Düşünce
ISINMA TURLARI / 30 Kasım 2019

Hayatıma metrobüsün yeniden dahil olmasıyla birlikte Mustafa Kutlu Hikayeleri de tekrar kişisel gündemime girdi. Nasıl mı? Hemen izah edeyim. Metrobüs Akademisi adı altında metrobüste okumaya uygun kitapları ayırıyor, önümüzdeki günlerde yapacağım ve toplamda günde 4 saate tekabül eden yolculuklarıma azıklar hazırlıyordum. İlk aklıma gelen Mustafa Kutlu hikayeleri oldu. Yazı puntoları büyük olduğu için sarsıntılı bir ortamda satır takibine imkân verebilirdi. Ayrıca anlatımı akıcı, içeriği yalındı. O hengamenin içerisinde bazı kısımlara odaklanamasanız bile kitaptan kopmayacağınız öyküler içeriyordu. Elimde de zamanında alıp bir türlü okuyamadığım hazır 5 kitabı mevcutken; Menekşeli Mektupla serüvene başladım. Kutlu’nun bu hikâye kitabı Menekşeli Mektup, Hacca Gidebilmek ve Kan Üstüne Kan Damlar olmak üzere üç farklı öyküden oluşuyor. İlk öyküde bir posta memurunun kırık hikayesi var. İkinci öykü ise bir otobüs şoförünün kutsal topraklara hem iş, hem hac için gittiğinden başından geçen sergüzeşti konu alıyor. Üçüncü öyküde ise Sarıkamış Harekatına katılan bir erin yaşadığı zorlukları işliyor. Mustafa Kutlu edebiyatımızda ya da zihin dünyamızda hangi önemli boşluğu dolduruyor sorusuna, 1950 sonrası başlayan köyden kente göçün ve çarpık kentleşmenin doğurduğu insan tiplerini gündemimize taşıyıp onları mücessem hale getirmesi şeklinde yanıt versek herhalde yanlış olmaz. Kutlu’nun karakterlerine sokağa çıktığınızda ya da ara sokakta rastgele bir kahvehaneye girdiğinizde rastlayabilirsiniz. Zaten hikayelerinin çoğunu…

Beni Çok Severdi
POLİSİYE / 14 Temmuz 2019

Beni çok severdi Mahir. Geçen yazdan bu yana yanımdan ayırmadım onu. E büyüyor, yaşı 17 oldu, deli çağları bu çağlar bilirim. Biz de geçtik o günlerden.  Hep gözüm üstündeydi. Açıkçası biliyor musunuz memur bey, hep de kınardım mahalledeki çocukları.  Bu işi yapanları duyunca, bela okumadan geçmezdim. Şimdi bizim başımıza… Neden yaptı bunu bize?  Neden yapmıştır, yani ne olabilir vallahi bilmiyorum. Engelli çocuğum var, karım hasta. İşler malum durma noktasına geldi ama bu durumda bile yarı borç harç yarı eski birikmişlerden özel okula gönderdim. Cebinden harçlığını eksik etmedim. Bir istediyse iki verdim, koydum cebine, al oğlum dedim sen genç adamsın bir yerde paran çıkışmaz mahcup olursun diye. Siz telefon açınca vallahi ben kavga dövüş yaralamadır, bunlar gençtir olur diye filan aklımdan geçirerek geldim. Siz de diyorsunuz ki elinde telefon bir telefon var, sokakta bir aşağı bir yukarı volta atıyor, yanına biri sokuluyor, sonra bir el sıkışma, hızlıca uzaklaşıyor. Bunları söylüyorsunuz. Biliyor musunuz o telefon Benim birkaç gün önceki doğum gününde almış olduğum telefon. Kutusuna görünce havalara uçmuştu, artık boyu benim boyumca koca adam da olsa çocuk çocukluğundaki gibi boynuma sarılmıştı. Bir kez daha baba olduğumu hissetmiştim. Ama siz diyorsunuz ki bir süre takip edilmiş, izlenmiş.  Yanına gençten birkaç kişi sokulup cebinden…