Bugün, sokak diye bir şeyin varlığından söz etme imkânı kalmamıştır. Sokak, hayatımızın cereyan ettiği bir sahne olmaktan çok bir yerden bir yere intikalin mekânı haline gelmiştir. Üzerinde hiç bir hatıramızın olmadığı, hiçbir duygusal kaydın yapılmadığı, özlemle anacak en ufak bir hayat sahnesinin yaşanmadığı yerlerle bağ kurma ihtimalimiz olabilir mi? Sokağın bir özne olarak hayatımızdan çıkışı öyle çok uzak geçmiş zaman değil. Sokağı...

Sezai Karakoç’un 1974’te Diriliş dergisinde yayınlanmaya başlayan 1976 yılında Diriliş yayınlarından kitap halinde ilk baskısını yapan ‘Yitik Cennet’ kitabı Adem, Nuh, İbrahim, Yusuf, Musa, Süleyman, Yahya , İsa, Son Peygamber ya da Yeniden Bulunmuş CennetveÇıkışolmak üzere on bölümden oluşuyor. Yitik Cennet, ‘Adem’ bölümüyle başlıyor.  Adem ve Havva’nın, şeytan tarafından kandırılıp yasak meyveyi yemesiyle soluğu dünyada aldığı onların ...

1 Yorum Cihan Uluç Devam

Allah’ın adıyla… Yazmanın bir ihtiyaç olduğu günlerden geçiyoruz. Bunu uzunca bir zaman bekledim -hissetmeyi. ‘Sabrın başı acı, sonu tatlıdır.’ Uzun süredir çeşitli sebeplerden dolayı yazmıyordum. Tarih attıktan sonra ilk yazdığım cümle bu oldu.  Boğucu bir sıcak ve temmuz sonları, yine de güzel bir yaz akşamı. Yaz akşamlarını hep  ‘güzel’ sıfatıyla kodlamışızdır, birlik olup gelirler çağrılınca. Oysa evinizde klima yoksa  zorunlu bir seçimdir...

Uzun süredir masamın üzerinde sürüncemede kalan Doğu Hikâyeleri ile Psikoterapi isimli kitabı bitirdim. Kitabı edinene kadar aldığım sayısız tavsiyenin üzerine büyük bir hevesle kitabı satın almıştım. Kitabı okuduktan sonra acaba o cömertçe tavsiye verenler bu kitabı gerçekten okumuş mudur diye düşünmeden edemedim. Tavsiye edenlerin ‘Şu şu sebeplerden dolayı biraz sıkıcı bir kitaptır…’ şeklinde şerh düştüklerine de şahit olmadım. Eğer böyle bi...

Başlarda O da herkes gibi bir hayat çizgisi izlemeye niyetliydi. Önce okul, sonrasında iş ve evlilik. Fakat sıralamada bir terslik oldu. Önce evlendi, sonra çalışmaya başladı ve ancak çok sonra mezun olabildi. Bir şirkette emir altında çalışma düşüncesinden nefret ettiği için butik bir kafe-bar açtı. İnsanların caz müzik dinleyip kahvelerini yudumlayabilecekleri bir yer. Fakat üniversitede evlenmenin doğal sonucu olarak ne eşinin ve kendisinin...

2 Yorum Cihan Uluç Devam

Dikkat: Bu yazı, Hayvan Çiftliği hakkında spoiler içermektedir. Akademide beklemediğim bir köşe başında bir kitapçıya rastladım, bir diyanet kitapçısı. Vaktim vardı, neredeyse bütün kitapları tek tek inceledim ve birini satın almak istedim ki o da uzun süredir ertelediğim Orwell’ın Hayvan Çiftliği idi. Uzun süredir ertelemiş olmamın, popüler bir eser olmasıyla ilgisi olabilir.  Böyle bir eserle karşılaştığımda nedense erteleme eğiliminde oluyo...

1 Yorum Cihan Uluç Devam

Ümraniye’de sonbahar, metrobüste yaz, Esenyurt’ta kış ve ofiste ilkbahar! İşbu yazı sıradan bir bir mesai gününde işe giderken yarımşar saat aralıklarla dört mevsimi art yaşadıktan sonra yazılmıştır. Yolu birkaç safhada incelemekte fayda var. Öncelik Ümraniye Metrosu safhasında. Gayet  ferah bir biçimde Altunizade’ye ulaşabiliyorsunuz. İtişsiz, rekabetsiz, sakin. Ne oluyorsa Altunizade’de metrobüs durağında oluyor. Durağın henüz girişinden baş...

Hayatıma metrobüsün yeniden dahil olmasıyla birlikte Mustafa Kutlu Hikayeleri de tekrar kişisel gündemime girdi. Nasıl mı? Hemen izah edeyim. Metrobüs Akademisi adı altında metrobüste okumaya uygun kitapları ayırıyor, önümüzdeki günlerde yapacağım ve toplamda günde 4 saate tekabül eden yolculuklarıma azıklar hazırlıyordum. İlk aklıma gelen Mustafa Kutlu hikayeleri oldu. Yazı puntoları büyük olduğu için sarsıntılı bir ortamda satır takibine imk...

Yollar ve mesafelerle imtihanım sürüyor. Her gün en az iki saatim yolda geçiyor. İstanbul içinde iki uç denebilecek ilçe arasında her gün gidip geliyorum, araya giren köprü de cabası. Sakın bu durumdan şikâyetçi olduğum anlamı çıkmasın, en nihayetinde kendi tercihim ama vaka da bundan ibaret. Yolda geçen zamanı değerlendirmek amacıyla ilk yolculuğumdan itibaren birçok şey denedim. Müzik ve radyo dinledim, nefes egzersizleri yaptım, diksiyon ça...

İlköğretimin bittiği ve lisenin başlayacağı yaz ayının gönlümüzce geçirdiğimiz son tatil olduğunu nereden bilebilirdik. Babam, kardeşimle beni birkaç kez sanayiye çırak vermekten söz etse de bir daha bu konuyu açmadı. Okul döneminde ders çalışmamız için üretilmiş bir tehdit olarak kişisel tarihimizde yerini aldı. Biz de kardeşimle bu durumu fırsat bildik tabii. sabahtan akşama kadar sokaktayız. Aşağı mahalle senin, yukarı mahalle benim, maç ya...

Mehmet Ali Başaran’ın ‘Ceza Hikayeleri’ isimli kitabı geçtiğimiz Ekim ayında Pınar Yayınları vasıtasıyla okurla buluştu. Kendi başından geçen ve alanda çalışan hukukçuların şahit oldukları hikayeleri anlatan Mehmet Ali Başaran’ın bu kitabında, benzerlerinden farklı olarak edebi yönünün ağır bastığı görülüyor. Kitabın tamamı gerçek ve yaşanmış hayat hikayelerinden oluşuyor. Yayın dünyasında çeşitli meslek gruplarının (Avukat, Psikolog, Psikiyat...

Gün kepenklerini indirmek için son hazırlıklarını yapıyor. Okuma, yazma ve yolda olmak üzerine bir sesli düşünme ile kapanışı yapalım. Okuma ve yazma eylemi hiç şüphesiz bir sebat eşiğini talibinin önüne ön şart olarak koyuyor. Bu eşik aşılmadan; uykuları kaçıran, okuyucuya meselelere bambaşka bakan gözler bağışlayan, kendi gerçeğini görebileceği bir ayna olan kitaplar kendilerini açmıyor.  Bu eşik aşılmadıkça okumak sıkıcı, zevksiz ve yavan b...

Yazarın Odası, 2009 yılında Timaş Yayınlarından Öznur Ayman çevirisi ve Orhan Pamuk önsözüyle, okurların beğenisine sunulmuş bir söyleşi kitabı.  Kitapta ‘The Paris Rewiev’ kapsamında söyleşi yapılan Hemingway, Eliot, Rebacca West, William Faulkner, Graham Greene, Capote, Stephen King veMarquezgibi isimlere yer verilmiş. Söyleşilerin sonunda, yazı konusunda sabır ve sebat imtihanını başarıyla vermiş tecrübeli yazarların çalışma biçimlerine, gü...

Yolda
YOL HİKAYELERİ / 24 Ağustos 2016

  O gün işe gitmek üzere metrobüsün en arka köşesine kurulmuş, oturacak yer bulmuş olmanın keyfini sürüyordum. Birkaç durak sonra yanıma bir anne ve küçük çocuğu oturdu. Çocuk, yaşının gereği epey hareketli ve neşeliydi. Etrafını gözlemliyor ve annesine sürekli sorular yöneltiyordu. Bense bir yandan Savaş ve Barış’ı okurken, bir yandan anne ve çocuğun diyaloğuna kulak misafiri olmaktan kendimi alamıyordum. Bu esnada  metrobüsün ...