İlk İzlenimler Dikmen’de bulunan Ankara Polis Evi’ne bir arkadaşımızın yardımıyla kolayca geldim. Odama yerleşip biraz soluklandıktan sonra Balgat’a Ciğerci Yakup’a doğru yola koyuldum. Toplu taşımanın yetersizliğinden dolayı yürüyerek gitmeye karar verdim. Yol gösterici yarım saat kadar bir sürede hedefine varabilirsin diyordu. Ben de bunu göze aldım ve yürümeye başladım. 45 dakika sonunda hedefime ulaştığımda hafif bir yorgunluk...

  Uzungöl deyince aklıma, birçoğumuzun olduğu gibi, genelde köy kahvehanelerinin sigara dumanından sararmış bir duvarını ya da yaprak takvimlerin arka planını süsleyen o klasik kare gelirdi. Son zamanlarda sosyal medyada yer alan bir takım olumsuz yorumları ve çekilmiş vahim fotoğrafları görmeme rağmen, bir tarafım daima iyi niyetle ‘yok yahu, o kadar da değildir, biraz da gidenlerin abartısıdır’ diye fısıldıyordu. Bu hislerle 8 Ağustos g...

Samsun Bir sonraki durağımız Samsun. Burada iki şey bir araya gelmiş: potansiyel ve pazarlama. Samsun Karadeniz’in coğrafi açıdan en avantajlı şehri. Batısında ve doğusunda iki geniş ovaya sahip: Çarşamba ve Bafra. Bu avantajın yanında mevcut potansiyelini elinden geldiğince iyi pazarlamış, ziyaretçilerinin beğenisine sunmuş görünüyor. Örneğin; henüz il sınırına girdiğimiz  andan itibaren her anayolda kuş tabelalarını ve kuşların özelliklerini...

Uzun süredir niyet ettiğimiz Karadeniz turuna 3 Ağustos günü Bolu’ya doğru hareket ederek başladık. Öncesinde birkaç plan ve seyahat güzergahı üzerine çalışsak da yola çıktıktan sonra bu tasarıların boşa düşebileceğini sezerek, doğaçlama bir güzergâh izledik.   Bolu Mengen Çiftliği Gezimizin ilk durağı Bolu Mengen’de bulunan, çam ağaçlarından müteşekkil küçük bir korunun içerisine kurulmuş ve masaların birbirinden oldukça uzak konuşlandığı Men...

1 Yorum Cihan Uluç Devam

Öykücü, o gün evin mutfak ihtiyaçlarını gidermek üzere semt pazarının yolunu tutmuştu. Pazarı boydan boya iki kez turladıktan sonra iki eli de yeni bir şeye müsaade etmeyecek derecede dolmuştu. Ramazan ayı olması ve akşam ezanına dakikalar kalması sebebiyle açlık ve susuzluk etkisini iyiden iyiye göstermeye başlamıştı. Eve doğru döndüğü yolda gözü gayri ihtiyari yaşlı bir adama takıldı. Adamın alışılmışın dışında bir görüntüsü vardı. Giymesi g...

  Yolculuk Vakti 17 Nisan 2017, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Medine’ye uçmak üzere havalimanındayız.  Ne olur ne olmaz diye erkenden yerimizi aldık. Uçağımızın kalkış vakti yaklaştıkça heyecan da artıyor.   Medine’de Zaman 21 Nisan 2017, Medine Artık bu defterin adı Medine gören defterler arasına yazılabilir. Şükürler olsun ki umre yapmak üzere Medine’ye vardık. Burada birkaç günümüz var. Ardından Mekke’ye yolculuk gözüküyor. Bu güze...

1 Yorum Cihan Uluç Devam

  Çocukluğum, adını hemen yakınındaki dereden alan bir köyde geçti. Eski adı ‘Elekse’ olan köye yeni isim verirken pek zorlandıklarını sanmıyorum. İşte dere, işte köy; buyurun size Dereköy! Henüz 7-8 yaşlarındayım. Okumayı yeni sökmüşüm, nasıl heyecanlıyım.  Yeni bir dünyaya doğmuş gibiyim ve bu dünyada ne bulsam okuyorum. Eski gazeteleri, televizyonda gördüğüm alt yazıları, bisküvilerin üzerinde yazanları hatta babamın ehliyet sınavına g...

7 Yorum Cihan Uluç Devam

Kaldırımın adamı var lan diyesi geliyor insanın, kaldırımın adamı var. Arnavut mu, Türk mü, Kürt mü, Çingen mi? Kaldırım mı, adam mı? Din-don-din…Din-don-din… ‘Sayın halkımız; sokağa attığınız ev eşyalarınızı özel ekiplerimizle topluyor ve geri dönüştürüyoruz. Tüm halkımıza saygıyla duyurulur.’ Nereden başlanır toplanmaya bu adam. Ayaklarından başlasa iyi olur, çünkü kaldırımın yarısı işgal edilmiş durumda. Zabıtalar ve polisler hemen üşüşür k...

  Son zamanlarda kütüphanelerin mesai süreleri ile ilgili ilginç gelişmeler oluyor. Bir süre öncesine kadar 7/24 hizmet veren kütüphanelerin İstanbul’daki tek numunelik örneğini Taksim Atatürk Kitaplığı teşkil ediyordu. Birkaç ay önce kadar Merkezefendi Şehir Kütüphanesi 7/24 hizmet verme kararı alarak Atatürk Kitaplığı’nın bu alandaki yalnızlığına son verdi.(*) Geçtiğimiz hafta Beyazıt Devlet Kütüphanesi de bu zincire dâhil olduğunu duyu...

8 Yorum Cihan Uluç Devam

‘Bir beldeyi, mahalleyi, sokağı, şehri tanımak mı istiyorsunuz; orayı mutlaka yaya dolaşmalısınız. Aman acele etmeyin. Yavaş! Yavaş!’(*) Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı,5 (Mustafa Kutlu) O gün, Mustafa Kutlu’nun çağrısına uyarak, Halaskargazi Caddesi üzerinden yürüyüşe başladım. Solumda Nişantaşı’nı sağımda Dolapdere’yi –birbirinin zıddı iki dünyayı– geride bırakarak, önce Harbiye’ye birkaç yüz metre sonra da Taksim Meydanı’na ulaştı...

Her okurun şiirle münasebeti farklıdır. Şiirin görünmez bir ipi olduğunu varsayarsak herkes bu ipi başka bir yerinden yakalamıştır. Kimi ‘alengirli’ bulur bu mecrayı. Reddetmez ama mesafelidir, uzaktan sever. Kimi ise kendini denize bırakır gibi bırakır. Şiire yakalanır, şiirde tutuklu kalır, şiirin ardından sürüklenir. Zaman-mekân farkındalığını yitirerek bu delilik halini doyasıya yaşar. Fakat bu mesut zamanlar pek uzun sürmez. Nasıl ki gün ...

  Yıl 2009, yaz ayları.  Okullar henüz kapanmış. Üniversitenin açılmasına 3 ay var. Harçlığımı çıkarmak ve yazı boş geçirmemek umuduyla sanayide yedek parça üzerine bir dükkanda işe başlıyorum. İş ağır. Üstüm başım bir sanayi kuruluşunun yüzünü kara çıkarmayacak kadar kara, yağlı ve paslı. Her sabah erkenden işe çıkıyor ancak hava karardıktan sonra eve girebiliyorum. Yani o sıralar, birkaç sene sonra yazılacak Güven Adıgüzel dizelerini ya...

4 Yorum Cihan Uluç Devam

İlk Hikaye: Hanutçu Necati    Adım Necati. Bazıları Neco diye seslenir. Nasıl kolayınıza gelirse. Hanutçu derler bize. Peşinen söyleyeyim ben bu lakabı kabul edemem. Kendime rehber demeyi tercih ediyorum. Neticede turistlerin sadece gezerken değil, alışveriş konusunda da rehbere ihtiyacı(!) olabilir değil mi? Sabahtan beri yalı kazığı gibi bekliyorum. Ne gelen var ne giden. Soğuk içime kadar işledi.Kemiklerimin birbirine çarptığını duyuyo...

4 Yorum Cihan Uluç Devam

2016 Alıntıları
ALINTILAR / 28 Mayıs 2017

Bu satırların altında 1 yıl boyunca okumuş olduğum kitaplardan kısa alıntılar mevcuttur.   AMAT-İHSAN OKTAY ANAR(İletişim) İlk kez öldürdüğünde bir değil sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. Yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüş olursun. Babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilan eden o delikanlıyı da, zavallı bir kadının kocasını da, savaşa giderken ailesi tarafından uğurlanan o m...

Şiirin İpi ve İstanbul
YOL HİKAYELERİ / 7 Nisan 2017

Her okurun şiirle münasebeti farklıdır. Şiirin görünmez bir ipi olduğunu varsayarsak herkes bu ipi başka bir yerinden yakalamıştır. Kimi ‘alengirli’ bulur bu mecrayı. Reddetmez ama mesafelidir, uzaktan sever. Kimi ise kendini denize bırakır gibi bırakır. Şiire yakalanır, şiirde tutuklu kalır, şiirin ardından sürüklenir. Zaman-mekân farkındalığını yitirerek bu delilik halini doyasıya yaşar. Fakat bu mesut zamanlar pek uzun sürmez. Nas...

İki Dudak Bir İnsan
YOL HİKAYELERİ / 2 Mart 2017

  Yıl 2009, yaz ayları.  Okullar henüz kapanmış. Üniversitenin açılmasına 3 ay var. Harçlığımı çıkarmak ve yazı boş geçirmemek umuduyla sanayide yedek parça üzerine bir dükkanda işe başlıyorum. İş ağır. Üstüm başım bir sanayi kuruluşunun yüzünü kara çıkarmayacak kadar kara, yağlı ve paslı. Her sabah erkenden işe çıkıyor ancak hava karardıktan sonra eve girebiliyorum. Yani o sıralar, birkaç sene sonra yazılacak Güven Adıgüzel diz...

Hanutçu Necati(2)
YOL HİKAYELERİ / 23 Ocak 2017

İlk Hikaye: Hanutçu Necati    Adım Necati. Bazıları Neco diye seslenir. Nasıl kolayınıza gelirse. Hanutçu derler bize. Peşinen söyleyeyim ben bu lakabı kabul edemem. Kendime rehber demeyi tercih ediyorum. Neticede turistlerin sadece gezerken değil, alışveriş konusunda da rehbere ihtiyacı(!) olabilir değil mi? Sabahtan beri yalı kazığı gibi bekliyorum. Ne gelen var ne giden. Soğuk içime kadar işledi.Kemiklerimin birbirine çarptığ...

Hanutçu Necati
YOL HİKAYELERİ / 20 Ocak 2017

Yine bir izin günümün öğleden sonrası, Sultanahmet Meydanı’ndan Küçük Ayasofya’ya doğru giderken  yolda rast geldiğim cumbalı ahşap evleri seyrediyordum. Kimi restore edilerek otele çevrilmiş, kimi ise bakımsızlıktan yıkılmak üzereydi. İkamet olarak kullanılanı nadirattandı. Camiinin avlusuna doğru yaklaştığımda ellili yaşlarda, uzun kır saçlarını omuzlarına bırakmış, oldukça zayıf ve bakımsız görünümlü birine rast geldim. Yanından g...

Orada Bir Köy Var
ISINMA TURLARI / 12 Ocak 2017

90’lı yıllarda doğanlar olarak çocukluğu köye değmiş nesillerin sonuncusuyduk. Bizden sonraki nesiller, milenyum çocukları, genelde göç meselesini tamamlamış ailelere doğup büyüdüler. 8 yaşına kadar köyde büyüdüm. O günler, dün gibi anımsadığım taze hatıralardandır. Dışarıdan bakıldığında köy hayatı durgun, sıradan ve sıkıcı gibi görünebilir ama hakikat bunun tam tersinedir. Bu sakin görüntünün altında birçok çeşitlilik ve zenginlik ...

Bu Neyin Savaşı
KUMRULU SOKAK / 5 Ocak 2017

Yazı dizisinin ilk yazısı: Bu Neyin Kafası Yazı dizisinin ikinci yazısı: Bizi Neyle Korkutuyorsunuz   Kumrulu ahalisi beklemekten bitap düşmüş, ‘nerede kaldı o yiğit’ diye inim inim inliyordu. Bıçak kemiğe dayanalı çok olmuş, sabır taşı da çatlamak üzereydi. İşte böyle çaresiz bekleyişten taş kesildiğimiz bir günde, bakışların üzerimde yoğunlaştığını hissettim. Kafamı kaldırdım ve arkadaşlarıma baktım. Ne oluyordu yahu? Aklımdan...

Bizi Neyle Korkutuyorsunuz
KUMRULU SOKAK / 31 Aralık 2016

Yazı dizisinin ilk yazısı: Bu Neyin Kafası   Yenibosna, apartman hali, eski binalar, ince duvarlar. Ses yalıtımı diye bir şeyi hak getire. Bu sebeple hiç üst kata çıkmamış olmamıza rağmen evdeki tüm muhabbetlere hâkimdik ve adeta odamızın üstünde bulunan komşu evin salonuna yönelik sürekli bir misafirliğimiz vardı. Üst kat komşularımızın aile içi tartışmaları, çocukları ile yaşadıkları gerilimleri, takip ettikleri TV dizileri, m...

Bu Neyin Kafası
KUMRULU SOKAK / 26 Aralık 2016

Kişisel tarihim için uzun, genel tarih için kısa bir zaman; 5 yıl kadar önceydi. Kumrulu Sokak’ta ikamet ettiğimiz günlerden birinde, ev arkadaşım Mehmet Berkun ney üflemeye başlamıştı. Ben de ondan görerek heves ettim. Heves bu, kırk şair bir araya gelse tarif edemezmiş. Madem öyle, hevesimle arayı hoş tutmak gerekir dedim ve ben de kendime ney ısmarladım. Neyi ilk kez elime aldığımda heyecanlıydım; yeni bir şey aldığınızdaki o bili...

Ölüm Allah’ın Emri
ISINMA TURLARI / 18 Aralık 2016

Tenha bir yolda aracımızla aheste ilerliyoruz. Aralıksız üç gün yağmaya devam eden yağmur ve puslu bir hava bize eşlik ediyor. Dışarısı her ne kadar soğuk olsa da arabanın içi sobalı ev sıcaklığında. Radyo frekansı TRT FM’de ayarlı. Derken radyodaki ses ağır nağmeleri olan bir türküye başlıyor: Durmuş Yazıcıoğlu’ndan dinlemeye alışık olduğum ‘Şu kışlanın kapısına’. Ölüm Allah’ın emri/Şu ayrılık olmasaydı. Nakaratın art arda tekrarıyl...

Otomatik Düşünceler ve Otomatik Kapı
YOL HİKAYELERİ / 2 Aralık 2016

  Psikolojik literatürde Bilişsel Davranışçı terapi yönteminin ortaya koyduğu ve seanslarda üzerinde çalıştığı otomatik düşünceler kavramı epeydir ilgimi çekiyor. Otomatik düşünceler; bir kişi, olay ya da durum hakkında zihnimizde aniden beliren, ‘kontrolümüz’ dışında gelişen, tutum ve davranışlarımızı yönlendiren düşüncelerdir. Bu düşünceler bir refleks gibi ortaya çıkar. Terapi desteğiyle ya da kişisel içgörü ile fark edilene ...

Kalorifer Böceği Günlükleri- Return(2)/ Murat ŞENTÜRK
KUMRULU SOKAK / 26 Kasım 2016

  Tek bir böcek bacağı bile görmeden tam 2 sene geçirdik dostlarım. İşte “Altın Yıllarımız” o döneme denk geliyordu. Ekmeklerimizi bayatlayana kadar yiyor, bayat ekmekleri ıslatıp kuşlara veya köfte yapacak komşu analara, analarımıza veriyorduk. Erişte poşetlerimiz asla delinmiyordu. Çamaşır makinesinden çıkardığımız çamaşırlarımız temizdi bu dönemde. Kulağımıza kaçmaya yeltenen bir şeyler yoktu. Kimse buzdolabındaki reçele pusu...

Le Mancha’lı Don Kişot’tan Alasonyalı Murtaza’ya
ISINMA TURLARI / 22 Kasım 2016

Orhan Kemal’in Don Kişot’u diye anılan Murtaza isimli romanını okuma fırsatım oldu. Murtaza ilk yayınlandığında uzun öykü denebilecek vasıfta iken, Orhan Kemal tarafından başına ve sonuna birer bölüm eklenerek romanlaştırılmış, bu yeni haliyle yayına sürülmüştür. Murtaza, idealizmi uçlarda yaşayan, zamanında almış olduğu kursa ve amirlerinden aldığı disipline o kadar inanmış bir karakterdir ki hayatının her alanında ve her anında ‘as...