Uzungöl deyince aklıma, birçoğumuzun olduğu gibi, genelde köy kahvehanelerinin sigara dumanından sararmış bir duvarını ya da yaprak takvimlerin arka planını süsleyen o klasik kare gelirdi. Son zamanlarda sosyal medyada yer alan bir takım olumsuz yorumları ve çekilmiş vahim fotoğrafları görmeme rağmen, bir tarafım daima iyi niyetle ‘yok yahu, o kadar da değildir, biraz da gidenlerin abartısıdır’ diye fısıldıyordu. Bu hislerle 8 Ağustos g...

Samsun Bir sonraki durağımız Samsun. Burada iki şey bir araya gelmiş: potansiyel ve pazarlama. Samsun Karadeniz’in coğrafi açıdan en avantajlı şehri. Batısında ve doğusunda iki geniş ovaya sahip: Çarşamba ve Bafra. Bu avantajın yanında mevcut potansiyelini elinden geldiğince iyi pazarlamış, ziyaretçilerinin beğenisine sunmuş görünüyor. Örneğin; henüz il sınırına girdiğimiz  andan itibaren her anayolda kuş tabelalarını ve kuşların özelliklerini...

Uzun süredir niyet ettiğimiz Karadeniz turuna 3 Ağustos günü Bolu’ya doğru hareket ederek başladık. Öncesinde birkaç plan ve seyahat güzergahı üzerine çalışsak da yola çıktıktan sonra bu tasarıların boşa düşebileceğini sezerek, doğaçlama bir güzergâh izledik.   Bolu Mengen Çiftliği Gezimizin ilk durağı Bolu Mengen’de bulunan, çam ağaçlarından müteşekkil küçük bir korunun içerisine kurulmuş ve masaların birbirinden oldukça uzak konuşlandığı Men...

1 Yorum Cihan Uluç Devam

Öykücü, o gün evin mutfak ihtiyaçlarını gidermek üzere semt pazarının yolunu tutmuştu. Pazarı boydan boya iki kez turladıktan sonra iki eli de yeni bir şeye müsaade etmeyecek derecede dolmuştu. Ramazan ayı olması ve akşam ezanına dakikalar kalması sebebiyle açlık ve susuzluk etkisini iyiden iyiye göstermeye başlamıştı. Eve doğru döndüğü yolda gözü gayri ihtiyari yaşlı bir adama takıldı. Adamın alışılmışın dışında bir görüntüsü vardı. Giymesi g...

  Yolculuk Vakti 17 Nisan 2017, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Medine’ye uçmak üzere havalimanındayız.  Ne olur ne olmaz diye erkenden yerimizi aldık. Uçağımızın kalkış vakti yaklaştıkça heyecan da artıyor.   Medine’de Zaman 21 Nisan 2017, Medine Artık bu defterin adı Medine gören defterler arasına yazılabilir. Şükürler olsun ki umre yapmak üzere Medine’ye vardık. Burada birkaç günümüz var. Ardından Mekke’ye yolculuk gözüküyor. Bu güze...

1 Yorum Cihan Uluç Devam

  Çocukluğum, adını hemen yakınındaki dereden alan bir köyde geçti. Eski adı ‘Elekse’ olan köye yeni isim verirken pek zorlandıklarını sanmıyorum. İşte dere, işte köy; buyurun size Dereköy! Henüz 7-8 yaşlarındayım. Okumayı yeni sökmüşüm, nasıl heyecanlıyım.  Yeni bir dünyaya doğmuş gibiyim ve bu dünyada ne bulsam okuyorum. Eski gazeteleri, televizyonda gördüğüm alt yazıları, bisküvilerin üzerinde yazanları hatta babamın ehliyet sınavına g...

7 Yorum Cihan Uluç Devam

Kaldırımın adamı var lan diyesi geliyor insanın, kaldırımın adamı var. Arnavut mu, Türk mü, Kürt mü, Çingen mi? Kaldırım mı, adam mı? Din-don-din…Din-don-din… ‘Sayın halkımız; sokağa attığınız ev eşyalarınızı özel ekiplerimizle topluyor ve geri dönüştürüyoruz. Tüm halkımıza saygıyla duyurulur.’ Nereden başlanır toplanmaya bu adam. Ayaklarından başlasa iyi olur, çünkü kaldırımın yarısı işgal edilmiş durumda. Zabıtalar ve polisler hemen üşüşür k...

  Son zamanlarda kütüphanelerin mesai süreleri ile ilgili ilginç gelişmeler oluyor. Bir süre öncesine kadar 7/24 hizmet veren kütüphanelerin İstanbul’daki tek numunelik örneğini Taksim Atatürk Kitaplığı teşkil ediyordu. Birkaç ay önce kadar Merkezefendi Şehir Kütüphanesi 7/24 hizmet verme kararı alarak Atatürk Kitaplığı’nın bu alandaki yalnızlığına son verdi.(*) Geçtiğimiz hafta Beyazıt Devlet Kütüphanesi de bu zincire dâhil olduğunu duyu...

8 Yorum Cihan Uluç Devam

‘Bir beldeyi, mahalleyi, sokağı, şehri tanımak mı istiyorsunuz; orayı mutlaka yaya dolaşmalısınız. Aman acele etmeyin. Yavaş! Yavaş!’(*) Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı,5 (Mustafa Kutlu) O gün, Mustafa Kutlu’nun çağrısına uyarak, Halaskargazi Caddesi üzerinden yürüyüşe başladım. Solumda Nişantaşı’nı sağımda Dolapdere’yi –birbirinin zıddı iki dünyayı– geride bırakarak, önce Harbiye’ye birkaç yüz metre sonra da Taksim Meydanı’na ulaştı...

Her okurun şiirle münasebeti farklıdır. Şiirin görünmez bir ipi olduğunu varsayarsak herkes bu ipi başka bir yerinden yakalamıştır. Kimi ‘alengirli’ bulur bu mecrayı. Reddetmez ama mesafelidir, uzaktan sever. Kimi ise kendini denize bırakır gibi bırakır. Şiire yakalanır, şiirde tutuklu kalır, şiirin ardından sürüklenir. Zaman-mekân farkındalığını yitirerek bu delilik halini doyasıya yaşar. Fakat bu mesut zamanlar pek uzun sürmez. Nasıl ki gün ...

  Yıl 2009, yaz ayları.  Okullar henüz kapanmış. Üniversitenin açılmasına 3 ay var. Harçlığımı çıkarmak ve yazı boş geçirmemek umuduyla sanayide yedek parça üzerine bir dükkanda işe başlıyorum. İş ağır. Üstüm başım bir sanayi kuruluşunun yüzünü kara çıkarmayacak kadar kara, yağlı ve paslı. Her sabah erkenden işe çıkıyor ancak hava karardıktan sonra eve girebiliyorum. Yani o sıralar, birkaç sene sonra yazılacak Güven Adıgüzel dizelerini ya...

4 Yorum Cihan Uluç Devam

İlk Hikaye: Hanutçu Necati    Adım Necati. Bazıları Neco diye seslenir. Nasıl kolayınıza gelirse. Hanutçu derler bize. Peşinen söyleyeyim ben bu lakabı kabul edemem. Kendime rehber demeyi tercih ediyorum. Neticede turistlerin sadece gezerken değil, alışveriş konusunda da rehbere ihtiyacı(!) olabilir değil mi? Sabahtan beri yalı kazığı gibi bekliyorum. Ne gelen var ne giden. Soğuk içime kadar işledi.Kemiklerimin birbirine çarptığını duyuyo...

4 Yorum Cihan Uluç Devam

Yine bir izin günümün öğleden sonrası, Sultanahmet Meydanı’ndan Küçük Ayasofya’ya doğru giderken  yolda rast geldiğim cumbalı ahşap evleri seyrediyordum. Kimi restore edilerek otele çevrilmiş, kimi ise bakımsızlıktan yıkılmak üzereydi. İkamet olarak kullanılanı nadirattandı. Camiinin avlusuna doğru yaklaştığımda ellili yaşlarda, uzun kır saçlarını omuzlarına bırakmış, oldukça zayıf ve bakımsız görünümlü birine rast geldim. Yanından geçerken ‘h...

4 Yorum Cihan Uluç Devam

Bize Ait Olan Ne Kadar Uzakta
YOL HİKAYELERİ / 31 Mart 2018

  Çocukluğum, adını hemen yakınındaki dereden alan bir köyde geçti. Eski adı ‘Elekse’ olan köye yeni isim verirken pek zorlandıklarını sanmıyorum. İşte dere, işte köy; buyurun size Dereköy! Henüz 7-8 yaşlarındayım. Okumayı yeni sökmüşüm, nasıl heyecanlıyım.  Yeni bir dünyaya doğmuş gibiyim ve bu dünyada ne bulsam okuyorum. Eski gazeteleri, televizyonda gördüğüm alt yazıları, bisküvilerin üzerinde yazanları hatta babamın ehliyet ...

Doğmayı Bekleyen Çocuklarımıza
ISINMA TURLARI / 4 Şubat 2018

‍‘Değişim zordur. Konfor alanımızdan çıkmak istemeyiz. Rahatsız bir ortamda sıkışıp kalmışsak bile, ruhumuza işkence etme pahasına değişim riskini almayabiliriz. En azından bunu sadece kendimiz için yapmayız ama çocuklarımız için yaparız. Bu gerçek bir çocuk ya da bizden doğmak isteyen herhangi bir şey olabilir. Projeler, rüyalar, bahçeler, kitaplar ve hatta kendi sağlıklı bedenimiz bizden doğmayı isteyebilir. Çocuklarını -yani içind...

Telefonun Başında Çaresiz
ISINMA TURLARI / 14 Ocak 2018

Arka fonda  usul usul bir müzik akıyor; hafif. Onu sabırsız telsiz sesleri  bölüyor; parazitli. Mesaisinin sonlarında olduğu anlaşılıyor konuşmacı; yorgun. Adreslerin sonuna kodlar ekleniyor; anlamsız. Anlaşılmaz şeyler yazmak istiyorum hayatım hakkında. Yıllardır ince ince ördüğüm bu perde duvarları tek bir cümle ile kaldıramam. Bir giz yaratıyoruz ve giz devam etmeli sevgili okuyucu. Bunu anlaşılır bulmanız tek temennim. Eskiden ge...

Kaldırımın Adamı
YOL HİKAYELERİ / 30 Aralık 2017

Kaldırımın adamı var lan diyesi geliyor insanın, kaldırımın adamı var. Arnavut mu, Türk mü, Kürt mü, Çingen mi? Kaldırım mı, adam mı? Din-don-din…Din-don-din… ‘Sayın halkımız; sokağa attığınız ev eşyalarınızı özel ekiplerimizle topluyor ve geri dönüştürüyoruz. Tüm halkımıza saygıyla duyurulur.’ Nereden başlanır toplanmaya bu adam. Ayaklarından başlasa iyi olur, çünkü kaldırımın yarısı işgal edilmiş durumda. Zabıtalar ve polisler heme...

Organik Pazardan Köy Ekmeği Alırken Yazılmış Satırlar
ISINMA TURLARI / 30 Ekim 2017

  ‘Köylüleri niçin öldürmeliyiz? Bu sorunun karşılığını bulamıyorum İçinden çıkılmaz bir olay ama önemsiz’ (İsmet Özel-Akla Karşı Tezler) Geçtiğimiz bayramı doğduğum ve çocukluğumu yaşadığım köyde geçirdim. O zamanlar benim için uçsuz bucaksız bir oyun sahası olan bu köyü artık adımlayarak birkaç dakikada bitirebiliyorum. Annemin mütemadiyen plastik toplarımı sakladığı o tavan arasına ulaşmak bir tabure yardımıyla ço...

Taksim Atatürk Kitaplığı
YOL HİKAYELERİ / 21 Ekim 2017

  Son zamanlarda kütüphanelerin mesai süreleri ile ilgili ilginç gelişmeler oluyor. Bir süre öncesine kadar 7/24 hizmet veren kütüphanelerin İstanbul’daki tek numunelik örneğini Taksim Atatürk Kitaplığı teşkil ediyordu. Birkaç ay önce kadar Merkezefendi Şehir Kütüphanesi 7/24 hizmet verme kararı alarak Atatürk Kitaplığı’nın bu alandaki yalnızlığına son verdi.(*) Geçtiğimiz hafta Beyazıt Devlet Kütüphanesi de bu zincire dâhil old...

Mutfakta Bir Tren Yüzüyor
ISINMA TURLARI / 24 Eylül 2017

Tren Çocukluğumun geçtiği köyün tam karşısında kalan ve bir dere ile ayrılan köy anneannemin köyüdür. 1950’li yıllarda Bulgaristan’dan vatan topraklarına göç ettiklerinde bu Çerkes köyünde iskân edilmişler. Devlet barınmaları için ev, ekip biçmeleri için tarla vermiş. Sonrasında anneannem yine Bulgaristan göçmeni olan dedemle evlenerek köyümüze gelin gelmiş. Genelde mevsim bahar olunca hem anneannemin annesini ziyaret etmek hem de on...

İki Yaka Bir Köprü
YOL HİKAYELERİ / 11 Temmuz 2017

‘Bir beldeyi, mahalleyi, sokağı, şehri tanımak mı istiyorsunuz; orayı mutlaka yaya dolaşmalısınız. Aman acele etmeyin. Yavaş! Yavaş!’(*) Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı,5 (Mustafa Kutlu) O gün, Mustafa Kutlu’nun çağrısına uyarak, Halaskargazi Caddesi üzerinden yürüyüşe başladım. Solumda Nişantaşı’nı sağımda Dolapdere’yi –birbirinin zıddı iki dünyayı– geride bırakarak, önce Harbiye’ye birkaç yüz metre sonra da Taksim Meydanı...

2016 Alıntıları
ALINTILAR / 28 Mayıs 2017

Bu satırların altında 1 yıl boyunca okumuş olduğum kitaplardan kısa alıntılar mevcuttur.   AMAT-İHSAN OKTAY ANAR(İletişim) İlk kez öldürdüğünde bir değil sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. Yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüş olursun. Babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilan eden o delikanlıyı da, zavallı bir kadının kocasını da, savaşa giderken ailesi tarafından uğurlanan o m...

Şiirin İpi ve İstanbul
YOL HİKAYELERİ / 7 Nisan 2017

Her okurun şiirle münasebeti farklıdır. Şiirin görünmez bir ipi olduğunu varsayarsak herkes bu ipi başka bir yerinden yakalamıştır. Kimi ‘alengirli’ bulur bu mecrayı. Reddetmez ama mesafelidir, uzaktan sever. Kimi ise kendini denize bırakır gibi bırakır. Şiire yakalanır, şiirde tutuklu kalır, şiirin ardından sürüklenir. Zaman-mekân farkındalığını yitirerek bu delilik halini doyasıya yaşar. Fakat bu mesut zamanlar pek uzun sürmez. Nas...

İki Dudak Bir İnsan
YOL HİKAYELERİ / 2 Mart 2017

  Yıl 2009, yaz ayları.  Okullar henüz kapanmış. Üniversitenin açılmasına 3 ay var. Harçlığımı çıkarmak ve yazı boş geçirmemek umuduyla sanayide yedek parça üzerine bir dükkanda işe başlıyorum. İş ağır. Üstüm başım bir sanayi kuruluşunun yüzünü kara çıkarmayacak kadar kara, yağlı ve paslı. Her sabah erkenden işe çıkıyor ancak hava karardıktan sonra eve girebiliyorum. Yani o sıralar, birkaç sene sonra yazılacak Güven Adıgüzel diz...

Hanutçu Necati(2)
YOL HİKAYELERİ / 23 Ocak 2017

İlk Hikaye: Hanutçu Necati    Adım Necati. Bazıları Neco diye seslenir. Nasıl kolayınıza gelirse. Hanutçu derler bize. Peşinen söyleyeyim ben bu lakabı kabul edemem. Kendime rehber demeyi tercih ediyorum. Neticede turistlerin sadece gezerken değil, alışveriş konusunda da rehbere ihtiyacı(!) olabilir değil mi? Sabahtan beri yalı kazığı gibi bekliyorum. Ne gelen var ne giden. Soğuk içime kadar işledi.Kemiklerimin birbirine çarptığ...

Hanutçu Necati
YOL HİKAYELERİ / 20 Ocak 2017

Yine bir izin günümün öğleden sonrası, Sultanahmet Meydanı’ndan Küçük Ayasofya’ya doğru giderken  yolda rast geldiğim cumbalı ahşap evleri seyrediyordum. Kimi restore edilerek otele çevrilmiş, kimi ise bakımsızlıktan yıkılmak üzereydi. İkamet olarak kullanılanı nadirattandı. Camiinin avlusuna doğru yaklaştığımda ellili yaşlarda, uzun kır saçlarını omuzlarına bırakmış, oldukça zayıf ve bakımsız görünümlü birine rast geldim. Yanından g...