Le Mancha’lı Don Kişot’tan Alasonyalı Murtaza’ya

22 Kasım 2016

Orhan Kemal’in Don Kişot’u diye anılan Murtaza isimli romanını okuma fırsatım oldu. Murtaza ilk yayınlandığında uzun öykü denebilecek vasıfta iken, Orhan Kemal tarafından başına ve sonuna birer bölüm eklenerek romanlaştırılmış, bu yeni haliyle yayına sürülmüştür.

Murtaza, idealizmi uçlarda yaşayan, zamanında almış olduğu kursa ve amirlerinden aldığı disipline o kadar inanmış bir karakterdir ki hayatının her alanında ve her anında ‘asil’ duruş sergilemek için çabalar. Asaletini, Balkan Savaşı’nda şehit olan dayısı Kolağası Hasan Bey’in kanından alır.

Etrafındaki tüm insanlarla çatışmalı haldedir Murtaza. Roman boyunca Kapıcı Ferhat dışında herhangi bir karakterle sağlıklı bir iletişimi olmadığını söyleyebiliriz. Mıntıkasında olup biten her şeye karışır, onun yetki ve sorumluluk alanına girmeyen konu yok gibidir. Mesela yarına iş yetiştirmeye çalışan ve uyumayan bir ev halkını yatağa gönderme yetkisini kendinde bulur. Herkesten disiplin ve görev bilinci bekler. Kendince bir aksaklık gördüğünde görev ve yetkisini aşsa bile düzeltmeye çalışır. Diğer insanların görevlerini peynir ekmek gibi bellediklerini söyler durur.  Ona göre diğer insanlar  ‘amirlerinden hem disiplin hem de kurs almamışlardır, ayrıca Kolağası Hasan Bey’in soylu kanını da damarlarında taşımıyorlardır.’ Vazife demek Murtaza, Murtaza demek vazife demektir.

Sadece insanlardan değil, mıntıkasındaki hayvanlardan bile disiplin bekler Murtaza. Dişine göre bir şeyler bulma umuduyla çöpü deviren ve dolayısıyla sokakları kirleten kedilere savaş açtığı sahne, Don Kişot’un yel değirmenleri ile savaştığı sahneyi çağrıştırır.

Murtaza’nın etki alanından sadece amirler, müdürler ve beyaz yakalılar azadedir. Onlar, Murtaza’nın gözünde sorgulanmaz ve tartışılmaz bir mertebededir. Adi davranışlarına bile bir hikmet yakıştırır.  Amirlerinden alacağı tek bir iltifat için gecesini gündüzüne katarak çalışır, uykusunda dahi işle alakalı sayıklamalarına devam eder.

Görev adamı, ‘vazifesinin aslanı’ Murtaza’nın kıymeti bilinir miydi sorusuna bir atasözüyle cevap vermek daha uygun düşer: İnsan, eşek olunca semer vuran çok olur. Kraldan çok kralcıdır ve Amirleri, müdürleri tarafından çokça kullanılmıştır Murtaza. Onların gözünde bir maşadan ibarettir.

Eleştiriye kapalıdır Murtaza. Ahalinin önünde sürekli gülünç duruma düşmesi, çalıştığı fabrikada hemen herkesin karşı tarafta cephe tutması, büyük umutlar beslediği oğlu Hasan’ın bile isyan bayrağını çekmiş olması kendini gözden geçirmeyi aklına getirmez. Sadece ileri giden düz vites bir araba gibidir. Tüm eleştirileri kitabın en çok tekrar eden kurslu, disiplinli sözleriyle karşılar.

Şimdi Murtaza cana gelse ve bu yazıyı okusa muhtemelen şöyle diyecekti :

‘Gördüm kurs, aldım çok sıkı terbiye ve disiplin amirlerimden. Hem taşırım Kolağası Hasan Bey’in damarlarımda kanını. Görseydin kurs alsaydın amirlerinden sıkı bir disiplin, taşısaydın bir de Kolağası Hasan Bey’in kanını damarlarında yazmazdın böyle be ya.’

 

 

Share This:

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir