Kalorifer Böceği Günlükleri- Return(2)/ Murat ŞENTÜRK

26 Kasım 2016

 

Tek bir böcek bacağı bile görmeden tam 2 sene geçirdik dostlarım. İşte “Altın Yıllarımız” o döneme denk geliyordu. Ekmeklerimizi bayatlayana kadar yiyor, bayat ekmekleri ıslatıp kuşlara veya köfte yapacak komşu analara, analarımıza veriyorduk. Erişte poşetlerimiz asla delinmiyordu. Çamaşır makinesinden çıkardığımız çamaşırlarımız temizdi bu dönemde. Kulağımıza kaçmaya yeltenen bir şeyler yoktu. Kimse buzdolabındaki reçele pusu kurmuyordu. Çöp kutumuzda sadece çöp vardı. Düşünün artık ne kadar mutlu ve huzurlu geçtiğini bu iki koca yılın. 17 bin 532 saat be dostlarım, az değil yani… Bu dönemde evimize yeni yeni dostlar teşrif etti, içimizden ağlayarak yuvadan uğurladıklarımız oldu. Göbek ata ata everdiklerimiz oldu. Rusya ile aramızda gerginlikler oldu. Sonra, barışmalar oldu. Michael Phelps’in nur topu gibi yeni madalyaları oldu, Burak attı gol oldu… Ve o gün, o kara gün… Tam tarihi inanın anımsayamıyorum, ancak Ekim veya Kasım ayları civarındaki bir gündü, Kumrulu Sokak maceramızın mecburen sona erdiği bu kara gün… Bu maceranın bitmesine sebep olan o lanet yumurtayı inanın fark edemedik dostlarım, onun çatlamak üzere olan bir böcek yumurtası olduğunu fark edemedik. Sadece, masumane bir şekilde, evdeki ve buzdolabındaki tüm kullanılmayan şeyleri, sonbahar temizliği kapsamında mutfaktaki çöpe atmıştık, tek suçumuz buydu işte… Tüm ev ahalisi son bir İstanbul turu yaparken, o çöp poşetindeki yumurtanın ağır ağır çatladığını, içinden onlarca yavrunun çıkıp evin dört bir köşesine, üç+bir odasına dağıldığını ve dakikalar içerisinde çoğalarak yepyeni ve yok edilemez bir türün yeni jenerasyonlarını oluşturduklarını iş işten geçtikten sonra öğrendik. Zaten iş işten öylesine hızlı geçmişti ki, son İstanbul turumuzdan döndüğümüzde, kalacak bir evimiz yoktu diyebilirim!

Dostlarım nereden bilebilirdim? Hangimiz nasıl bilebilirdik ki? Buzdolabında yıllardır kuruyup kalmış şekilde duran o yarım limonun içinde, ilk günden itibaren tüm olanlara tanıklık etmiş ve tüm ilaçlardan korunmayı başarmış; (burada işin teknik kısmına girmek istemiyorum, zira anlaşılabilmek için derin bir organik kimya, termodinamik ve anti madde kuramı bilgisine ihtiyaç olacaktır, o yüzden şöyle diyelim) tamamen doğru maddelerin doğru zamanda doğru yerde bir araya gelmeleri sonucu “mükemmel sonsuz kuluçka” ortamını yakalamış o son yumurtanın, limonu çöpe atınca (yani şartlar bozulunca) çatlayıp Kumrulu’nun ve sonrasında tüm Yenibosna’nın sonunu getireceğini nereden bilebilirdik? Eğer bunları o vakit biliyor olsaydım dostlarım, o lanet evin önümüzdeki 10000 yıllık kira bedelini ve elektrik faturasını peşin olarak öderdim anlıyor musunuz? Sırf o buzdolabı yıllarca çalışsın ve mükemmel ortam bozulmasın diye… O limonu öylece sonsuza kadar kuruyup kalmış olarak bırakırdım, asla buzdolap içi temizliği yapmazdım, asla İstanbul turuna çıkmazdım…

Şu an bulunduğum çukurda adeta oturmuş, kahrolası sonumu bekliyorum. Bu son çok yakın dostlarım. Hatta, gelen seslere bakılırsa, sandığımdan da çok…

 

Editörün notu: Yazarın bize ulaşan son yazısı bu şekildedir. Kendisinden bir daha haber alamadık; telefonlarımızı açmadı, mesajlarımıza dönmedi, whatsapp’ta görüldü çekmedi, twitter’da favlamayıp insta’da kalplemedi. Kendisinin böcekler tarafından yok edildiğini veya şarjının bittiğini düşünüyoruz. Eğer kendisinden haber alırsak en kısa zamanda okuyucularımıza bilgi vereceğiz.

Share This:

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir