Hayvan Çiftliği

22 Aralık 2019

Dikkat: Bu yazı, Hayvan Çiftliği hakkında spoiler içermektedir.

Akademide beklemediğim bir köşe başında bir kitapçıya rastladım, bir diyanet kitapçısı. Vaktim vardı, neredeyse bütün kitapları tek tek inceledim ve birini satın almak istedim ki o da uzun süredir ertelediğim Orwell’ın Hayvan Çiftliği idi. Uzun süredir ertelemiş olmamın, popüler bir eser olmasıyla ilgisi olabilir.  Böyle bir eserle karşılaştığımda nedense erteleme eğiliminde oluyorum. Yakın zamanda erteleme eğiliminin aslında DEHB’le ilgili olduğuna dair bir şeyler okudum fakat bu ancak başka bir yazının konusu olabilir.

Roman büyük bir hızla başlıyor. Çiftlik sahibine karşı isyan etmek için ortam hazır. Zulüm var, emek sömürüsü var, ‘hayvan yerine konmamak’ var. E rüya? Rüya olmadan olur mu? Büyük şef bir rüya görüyor ve rüyasında hayvanların bu düzene isyan ettiğini, herkesin eşit ortamda, mutlu bir biçimde yaşadıklarını, zenginliği paylaştıklarını görüyor. İsyan hareketi tüm şiddeti ile başlıyor ve kısa süre içinde çiftliğin sahibi insanlar kovuluyor ve Beylik Çiftlik Hayvan Çiftliği’ne dönüştürülüyor. 7 Emir, 7 Kural var. Eşitlikle başlayan, asla insanlaşmayacaklarına, para kullanmayacaklarına, birbirilerini öldürmeyeceklerine, içki içmeyeceklerine, ev ya da yatak kullanmayacaklarına dair kurallar bunlar. Marşlar, bayraklar, törenler de yavaş yavaş dizayn ediliyor. Tam hasatlar kaldırılmaya, çiftlikteki düzen oturmaya başlıyor fakat o da ne bir yönetim darbesi… Snowball, Napolyon tarafından zor kullanılarak yönetimden alaşağı ediliyor ve ardına bakmadan çiftlikten kaçmak zorunda kalıyor. Bir süre sonra bir düşman ve günah keçisi arayışında olan yeni yönetim bu ismi bulmakta güçlük çekmiyor: Snowball. Bir gece ansızın büyük umut ve eforla inşa ettikleri değirmen yerle bir oluyor. Bunu gece gizlice çiftliğe giren Snowball’ın yaptığı kamuoyuna lanse ediliyor. Fakat tebaanın aklında Snowball insanlara karşı verilen Ağıl Savaşı’nda kahramanca mücadelesi olan, bu savaşta yara alan ve üstün başarı madalyası olan biri. Sonra zamanla bu tarihi gerçek de sulandırılıyor ve aslında böyle bir madalyasının hiçbir zaman olmadığına dair propaganda yapılıyor. Tabii bir düşman bulduktan sonra çiftlikte her ne aksaklık olursa olsun, onun üzerine atmakta hiçbir sakınca yok. Çiftliğin gideri tıkanıyor, fail Snowball! Ekin tohumlarının arasına ayrık otu karıştığından verim düşüyor, fail Snowball! Hatta bir süre sonra Snowball’ın aslında çiftliğin insan sahibi Bay Jones’un en başından beri ajanı olduğu anlatılıyor. Onun Ahıl Savaşı’nda kahramanca çarpıştığını ve tüfek saçmalarına göğsünü siper ettiğini gören tebaa ise ilk başta direnç gösterseler de Napolyon’un basın müşaviri denebilecek bir domuz tarafından ikna ediliyorlar. Ee her rejime bir düşman gerek!

Zamanla ilk başta safi duygularla koyulan tüm kuralların nasıl esnetildiğini, idareyi ele geçiren domuzların sırf tebaayı daha iyi idare edebilmek bahanesiyle kendi zevk ve konforlarını temin ettiklerini görebiliyorsunuz romanda. En nihayetinde son sahnede domuzlar ve diğer çiftlik sahiplerinin olduğu bir barış ortamını dışarıdan izleyen çiftlik hayvanları domuzları ve insanları birbirinden ayıramıyor. İnsan ve hayvanlar arasındaki bu zirvenin sonundan çıkan sonuçlardan birisi çiftliğin isminin değiştirilmesi yönünde.  Hayvan Çiftliği’nin yeni ismini çok uzaklarda aramıyorlar. Çiftliğin ismi sağlanan tam mutabakatla yeniden Beylik Çiftliği’ne dönüşüyor.

Bu dönüşüm bana geçtiğimiz günlerde ziyaretine gittiğim Baki Abi’yle bir sohbetimizi hatırlattı. Dükkana vardığımda son derece morali bozuktu. Siyasi maslahat başat konuydu. 10 Kasım’dan hemen sonra olduğundan hükümet erkanının ve belediyelerin anma hususunda yarışması ve bağlılıklarını bildirmesi onu büyük hayal kırıklığına uğratmıştı. ‘15 Temmuz’da biz neyin mücadelesini verdik o zaman, daha da öncesinde hangi iddia ile iktidara geldik o zaman’ diyordu. Hayvan Çiftliğini okumuş olsaydı belki de hiç şaşırmayacaktı. Beylik Çiftliğine yeni bir iddia gelenlerin en nihayetinde yeniden Beylik Çiftliğine dönüşmesi, evrensel bir hikâye midir?

Share This:

Bir yorum

  • Sabrın Suskun Gülü 14 Ocak 2020, 00:31

    10 kasımla 15 temmuzun ne alakası var?

Sabrın Suskun Gülü için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir