HAKKINDA

25 Ağustos 2016

Körfez Savaşı’nın patlak verdiği zamanlarda, 1991’in yazında, gölüyle nam salmış Manyas’ta dünyaya geldi.

1999 depremine kadar köy havasını soluma ve pastoral yaşantıyı iliklerine kadar yaşama fırsatı buldu. Kırlarda koştu, öğle uykusunu kıştan kalmış traktör tekerleği izlerinde aldı. Fol yumurtayı ayırt etme yeteneği sayesinde kümesten sağlam yumurtaları her gün topladı. Tek tekerlekli cambaz bisikleti oldu. Babasının motosikletini kaçırdı, alnına, dizlerine, dirseklerine ve bilumum dışarıdan etkiye açık hemen her yerine yaralar aldı. (Somut yaralar canım bunlar. Sizde hemen… Küçük o zamanlar)

Çam ağacının üzerinde bir odacık evi oldu.

Kendi ektiği salatalıklar ve domateslerin bir tohumdan nasıl da boy verdiklerini gözlemledi, diğerlerinden ayırt etmek adına üzerine ‘Cihan’ın ektiği salatalıklar’ diye not bırakmayı ihmal etmedi.

Gündöndü (Ayçiçeği) saplarına balya tellerinin maharetle kıvrılıp eklenmesiyle oluşan direksiyonlu arabaları oldu.

Kel tepeye çıkarak kekik topladı, inişte ellerini böğürtlen dikenlerine kanattı. Isırgan tarafından ısırıldı; hindi, kaz, gurk tavuk, köyün bekçi köpeği ve yan komşusu Fahreddin Amca tarafından def’aten kovalandı.

Her yıl  yaya olarak dereyi aşarak gidilen ve  adını zorlu yolundan  alan ‘uzak’ ninesine ziyaretlerde bulundu fakat bu ziyaretlerin birinde çok konuştuğu gerekçesiyle bir daha getirilmemesi talep edildi ve o gün son ziyareti oldu.

Annesinin yanında tarla işlerine giderek domates, biber, nohut,mısır topladı. Babasının yanında inşaatlara giderek bir süre harç kardı, kum eledi, sünger çekti. Köyün sığırtmacıyla dost oldu, akşam ezanına yakın sürünün meradan köye gelip her birinin kendi evlerine dağılmasını hayretle takip etti, güneşin her akşam, hiç şaşmadan  ‘ulu koru’ üzerinden batmasına epey şaşırdı.

Babasının hardal sarısı Murat 124’ünü  çok ama çok sevdi.

1999 depreminden sonra soluğu Bandırma’da aldı. Üzerinden çok sonra köyde geçen bu 8 yılı  hep mesut zamanlar başlığı altında anacak, hafızası zayıf olmasına rağmen burada geçen her bir günü neredeyse sıralı biçimde sayabilecektir. Bu tarihten sonra olaylar hızla gelişmeye; zaman, durağan akışını yitirmeye başladı. Art arda İzmir, Samsun, İstanbul şehirlerinde yaşam deneyimleri oldu, her birini not edip cebine koydu. Yeri geldikçe dost meclislerinde bu şehirlerdeki anılarıyla epey kafa şişirdi. İstanbul’da sırasıyla Kumrulu Sokak, B5/24 ve Kurtuluş’ta ikamet etti, her bir durakta başka başka hikayeler karaladı.  Yaşanan zamanın nicel olarak çokluğunu da göz önünde bulundurarak Kumrulu Sokak hikayeleri onda bir külliyat halini aldı.

Kısa süreli B5/24, bir yılı aşkın bir süredir de Kurtuluş macerasının ardından karşı yakanın adamı olmuş olup Tantavi’de hikayesine devam etmektedir.

Share This:

Yorum Yapılmamış