Düzenli Olarak Yazı Yazmaya Nasıl Başladım?

21 Nisan 2020

Hem kendi kişisel tarihime bir derli toplu not bırakmak, hem de yazı yazmayı hayatına yerleştirmek isteyenlere bir fikir olur umuduyla düzenli yazı yazmaya nasıl başlayıp devam ettirdiğimi anlatmak istiyorum. Öncelikle düzenli yazıdan neyi kastettiğime değinmeliyim.

Düzenli yazı yazmak benim için, kendi içinde bir tutarlılık ve düzen arz eden sürelerde yazı başına oturmak demek. Çok daha uzun süredir yazı yazıyorum fakat bunların her biri kesintili ve uzun aralar verdiğim zamanlardan oluşuyor. Şimdi dönüm noktalarına gelelim. Aşağıda bölümler halinde son 8 yılda kullandığım teknikleri sıraladım.

Defterler

Günlük yerine de geçebilecek bu defterleri 2013 yılından beri kesintisiz bir şekilde kullandım. Bu defterlerin genelde aynı boyutta, aynı markaya ait, aynı sayfa sayısına sahip olmasına özen gösteriyordum. Buna rağmen, bazı defterleri 3 ayda bazılarını 6 ayda, bazılarını ise daha uzun sürede bitirdiğim dönemler oldu. Her gün yazmasam da arayı çok fazla açmadan yazmaya gayret ettim. Burada gün içinde karşılaştığım bir durumu, unutmak istemediğim bir olayı ya da o gün okuduğum kitaptan almak istediğim notları yazdım. Sayfa başındaki ilk iki satırı hashtag  satırı olarak ayırdım. Gün biterken, artık yazmayacağıma kani olmuşsam, yazdığım içerikle doğru orantılı olarak anahtar kelimeleri yazının ilk iki satırına doldurdum. Örneğin; #İşyerindeyenigelişmeler #müdürdeğişikliği #kaza gibi. Nereye gidersem gideyim, muhakkak o günlerde kullandığım defteri yanıma aldım. Her fırsatta uzun kısa demeden notlar aldım.  Bu süreç yaklaşık 6 yıl kadar sürdü ve 11 defter bitirdim.

1 Kelime 10 Cümle Uygulaması

Bir süre sonra klavyede yazıyor olmanın beni hızlandırdığını ve zihnimi açtığını fark ettim. Klavyedeki yazım hızı, zihnin düşünme hızına daha yakındı ve aklımdan geçenleri daha kolay yakalayabildiğimi anladım.. O sırada Raşit Keskin’in sosyal medya hesabında şöyle bir anonsa rast geldim: ‘Herhangi bir kelime seçin ve bu kelime hakkında 10 cümle yazmayı deneyin!’ (https://twitter.com/keskinrasit/status/1075074769450663936?s=20) Öneri hoşuma gitmişti fakat itiraf etmeliyim ki 10 cümle gözüme çok az gelmişti. 10 cümle yazmakta ne var ki, demiştim, iki dakikada bitiririm! Kazın ayağının öyle olmadığını henüz ilk denemede anladım. Rast gele, o an aklıma gelen bir kelimeyi seçip, hakkında anlamlı olma kaygısından bağımsız 10 cümle yazmaya çalıştım. Bu kelimeleri kalemVirginia Eyaleleti,  Arap aşı, Kara Şimşek gibi serbest çağrışımla seçiyorum. Bazı kelimeler hakkında yazarken 7-8 cümleden sonra takılıp devam edemediğim oldu. Fark ettim ki bir kelime hakkında 10 cümle yazmak o kadar da kolay bir iş değilmiş.

Hedef 650 Kelime Uygulaması

Mehmet Ali Başaran(MAB)’dan gelen telefon üzerine edindiğim yeni yöntem ise 650 Kelime adıyla hayatımda tebarüz etti. MAB, her gün bir word dosyası açtığını ve bu sayfayı doldurmaya gayret ettiğini, bitirdiğinde ise kendisine sırf bu iş için edindiği mail adresine gönderdiğini söyledi. Ben de buradan yola çıkarak bir word dosyasında 1 sayfayı biraz geçen yazılar yazmayı kendime hedef olarak belirledim. 650 kelimeyi de bir alt sınır, aşılması gereken bir eşik olarak önüme koydum. 2019’un Kasım ayından itibaren bu dosyaları yazmaya başladım. İçeriklerde tıpkı 1 Kelime 10 Cümle uygulamasındaki gibi olabildiğince serbesttim. Beni bağlayan ya da sınırlayan bir yanı yoktu. İçerik anlamlı ya da anlamsız olsun 650 kelimeyi geçtiğinde kendimi amacıma ulaşmış sayıyordum. Bu dosyaları her gün yazamasam da giderek artan bir sıklıkta oluşturmaya devam ettim.

Her ne kadar anlamsız şeyler yazmaya çalışsam da insanın uzun süre anlamsız şeyler yazmasının pek mümkün olmadığını anladım. Bir süre sonra yazdıklarım ya kendi içsel sorgulamalarıma ya o gün okuduğum kitabın taze bir özetine ya da bir meselenin monolog yöntemiyle ayrıntılı tartışmasına dönüşüyordu. Üzerinden birkaç ay geçtikten sonra bu dosyalara dönüp okuduğumda; ufak tefek düzenlemelerle gayet eli yüzü düzgün, kamuya arz edilebilir yazılar olduğunu fark ettim. Aynı zamanda hızlanmıştım Bu bana kendimi çok iyi hissettirdi. Bu melekem sadece bu uygulamalardaki ya da bloğumdaki yazılara değil, işyerinde yazılması gereken irili ufaklı yazılara da yansımıştı.

Sabah Sayfaları ve  Hedef 1000 Kelime

Yazma serüvenimdeki son gelişme ise okuduğum Sanatçının Yoluisimli kitaptan ilhamla ‘Sabah Sayfaları’ uygulaması oldu. Kitabın yazarı Julia Cameron, – aynı zamanda senaryo yazarı- kendi tıkanıklığını nasıl aştığını ve yazmak için bir ilham kaynağı olarak kullandığı alkolü nasıl bıraktığını anlatıyordu ve kitap boyunca Sabah Sayfaları yapmayı öneriyordu. Sabah Sayfaları, mümkün olduğunca uykudan hemen sonra yapılan bir uygulama. Amaç, tabiri caizse borudan pis suyu atmak ve içinde sana sürekli berbat yazdığını, bu yazdıklarının beş para etmeyeceğini söyleyen o sesi, içindeki sansürcüyü susturmak. Bunun için kendini olabildiğince serbest bırakıp, içinden ne geldiyse yazıyorsun. Kitapta terapötik içerikli uygulamalar ve 12 haftalık yazarlık programı da var. Fakat ben buradan sabah sayfalarını uygulamayı tercih ettim. Kitaptaki önerilerin yanı sıra kendi yöntemimle harmanlayarak sabah sayfalarını yazmaya başladım. Genelde işe giderken metrobüste 1,5 saat kadar okuma imkânım oluyor. İşyerine vardığım an, hiçbir işe başlamadan bu sabah sayfalarını yazmaya koyuluyorum. Anlamlı, anlamsız bir aklıma o an ne gelirse yazıyorum. Bazen bunların üzerine başlıklar koyuyorum. Kimi başlıkların altı son derece anlamlı ve bir yazı çıkarılabilecek malzeme ile dolarken, kimi başlıkların altı sayıklamalardan ve zihnimdeki pis suyun tahliyesinden ibaret olabiliyor. Burada da bir sınırım var: 1000 Kelime. 1000 kelime 2 wordsayfası kadar ediyor genelde ve beni şuana kadar 10 cümle yazmak kadar zorlamadı.

Geldiğim son noktada tıpkı Hedef 650 Kelime aşamasında olduğu gibi daha da hızlandığımı fark ettim. Kitapların hemen ardına ya da henüz okurken yazdığım için, taze taze bir tür özet ya da analizleri kayıt altına alma imkânım oldu. Son blog yazılarımı hep bu sayfalardan geriye dönük kazılar yaparak çıkarıp, ufak tefek düzenlemelerle yayınlayabildim.

Genel olarak bu uygulamalardan öncelikli beklentim harika yazılar yazmak değil; sadece yazmaktı. Yazma pratiğini oturtmak ve bunu bir meleke haline getirmekti ve şimdi ilk başladığım zamana göre çok farklı bir yerde olduğumu hissediyorum.

Share This:

Bir yorum

  • Refik 21 Nisan 2020, 23:06

    Ağzınıza sağlık hocam saygılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir