Yazı,Sabır ve Sebat Üzerine
ISINMA TURLARI / 17 Kasım 2016

İstikrar, devamlılık ve birikimli ilerleme konularında epey sorunlu bir dönem geçiriyorum. Sanırım her zaman böyleydim. Bugün Ahmet Muhip Dıranas’ın Emin Bülend hakkında yazmış olduğu yazıya rast geldim. Emin Bülend’in Dıranas’ı etkileyen dizeleriyle bezeli yazının sonlarına doğru şair için, ‘Ne yazık ki yaradılışının ona kolayca vaat ettiği merhaleye, ister mütevazı mizacı, ister kendisine karşı garip güvensizliği, ister sevki talih yüzünden olsun, ama varamamıştır’ tespitinde bulunuyor. Emin Bülend’i tanımıyorum, bize kadar ulaşabilmiş bir şair değil ama kendisine karşı hissettiği garip güvensizlik duygusunu gayet iyi tanıyorum. Kişinin kendine güvenmesi veya güvenmemesi, bütün mesele buymuş gibi hissediyorum. Bu güvensizlik beraberinde yarım kalan işleri getiriyor. Bu zamana kadar bir hevesle başlayıp devamını getirmediğim işler… Bir dönem ney üflemeye merak salmış, kendime bir ney edinip kursa yazılmıştım. Nedendir bilinmez o dönem kursa devam edemedim. O zamanlar sebepleri üzerine pek düşünmemiştim ama şimdi daha iyi anlıyorum meseleyi. Çünkü kursun ilk haftasında hoca, her bir notayı bir hafta boyunca üflememizi istemiş, haftası dolmadan diğer notaya geçmememizi salık vermişti. Böylece sesler oturacak, düzgün ve dik çıkan seslerden sonra eser icra etmek çocuk oyuncağı olacaktı ama olmadı. Çünkü nereden baksanız 1,5-2 ayımı alacak bir çalışmaydı, ‘bir an evvel olsun’ diyen tez canlı yanım galip geldi ve bu sabrı gösteremedim. Dolayısıyla…

İkinci El Hayat
ISINMA TURLARI / 6 Kasım 2016

Uzun süredir evde kullanmak üzere bir çalışma masası arıyorum. Uygun fiyatla kalitenin kesiştiği noktayla gözlerimi şu ana kadar buluşturamadım. Aklıma ikinci el eşya satan dükkânlar geldi. Tıpkı bekâr evinde otururken bir eşyaya ihtiyacımız olduğunda bu dükkânların kapısını çaldığımız gibi… Pekâlâ, hem evimin ihtiyacı olan eşyaları buralardan temin edebilir, hem de ev ekonomisine küçük bir katkıda bulunabilirdim. Neden sonra içime ‘evli evinde ikinci el eşyanın ne işi var’ isimli bir kurt düştü. Hem millet ne derdi? El âlemin kullandığı eşyanın evimde ne işi vardı? Etrafımda evlenen hemen herkesin eşyaları gıcır gıcırken, benim evimde ‘eski’ eşya ne arıyordu? Bu kadar da ihtiyaç sahibi miydim? Hem ikimiz de çalışıyorduk, bu kadar parayı ne yapacaktık? Kafamda resmen dedikodum yapılıyordu. Şükür ki ihtiyaç sahibi değildim Bu zamana kadar girdiğim dükkânlarda zikredilen fiyatları ödeyecek maddi imkâna da sahiptim ama ne gerek vardı. Benim için öncelik işleviydi. Yere sağlam basması ve hoş bir sathının olması yeterliydi. Zaten bir masa en fazla ne kadar mükemmel olabilirdi ki. Estetik tarafı asla göz ardı etmiyorum. Göze hoş gelen bir masa; sizi başında oturmaya, üzerinde zaman geçirmeye, en nihayetinde çalışmaya davet eder. Bu durum işime gelir, isteğimi kamçılar. Ama en nihayetinde bir masanın yapabileceği iş bellidir. Aklımın odalarında hummalı bir çalışma…

Şemalarım ve Tuğba
ISINMA TURLARI / 6 Eylül 2016

      ‘Olaylar yoktur, anlamlar vardır.’ Bu sözü çok uzun bir süre bir kişisel gelişim kitabında okumuştum ve o gün bugündür her seferinde doğrulandığına şahit olurum. Psikolojik literatüre ait ‘şema’ kavramı, yaygın deneyimler sonucu oluşan, dış dünyada algıladığımız tüm girdileri  anlamlandırmamıza yarayan soyut sınırlardır. Şemaları çoğunlukla doğrudan elde edilmiş tecrübeler yahut dolaylı yoldan elde edilen duyumlar besler, genişletir, belirginleştirir. Örneğin, yeni bir insanla tanıştığımızda, daha önce tanıdığımız tüm insanlarla ilgili şemalarımız aktif hale gelir ve o kişiyi kendimiz bu şemalarımızdan en uygun olanının sınırları içerisine almak isteriz. Bu süreç, beynin ışıktan hızlı düşünme çabukluğunda ve çoğunlukla bilinçdışının yardımıyla gerçekleşir. Bilinçdışının varlığından söz etmek suretiyle aslında ilkel beynin ilkel şemalarına da söz hakkı doğmuş olur. Evet, her şemamız mantıklı ve çelişkiden uzak bir biçimde örgütlenmemiştir. İlkel, çarpık ve mantıksız örgütlü şemalarımız da vardır ve bu şemalar kişilerarası ilişkilerimizi doğrudan etkiler. Literatüre haddinden fazla daldığımın farkında olarak yazımın başlığından devam edeyim: Şemalarım ve Tuğba. Bugün öğle civarı işe vardığımda eşimden uzunca bir mesaj aldım. O an işlerimin yoğunluğundan dolayı okuyamadım fakat daha sonra uygun bir zamanı bulup okuduğumda gülümsedim ve kısa bir cevap yazıp telefonu kapattım. Farkında olmadan yazımın konusu olmuştu. Dün akşam ekip arkadaşlarımla görüşmek üzere dışarı çıktığımda eve geç kalacağımın…