Bu Neyin Kafası

26 Aralık 2016

Kişisel tarihim için uzun, genel tarih için kısa bir zaman; 5 yıl kadar önceydi. Kumrulu Sokak’ta ikamet ettiğimiz günlerden birinde, ev arkadaşım Mehmet Berkun ney üflemeye başlamıştı. Ben de ondan görerek heves ettim. Heves bu, kırk şair bir araya gelse tarif edemezmiş. Madem öyle, hevesimle arayı hoş tutmak gerekir dedim ve ben de kendime ney ısmarladım.

Neyi ilk kez elime aldığımda heyecanlıydım; yeni bir şey aldığınızdaki o bilindik heyecan. Bu heyecanıma eşlik eden bir de kaygım vardı. Çünkü Mehmet Berkun, neyim Sakarya’dan gelene kadar bir dolu hikâye anlatmıştı. Çoğunluğu fantastik, romantik ya da bir mesajı olan hikâyelerin içinde benim için kaygı verici olanları neyden ilk sesin çıkarılması ile alakalıydı. Rivayet odur ki; bu süreç kişiye göre değişkenlik arz edermiş. Kimi adaylar üç dakikalık, kimileri üç saatlik, kimileri ise üç aylık bir uğraşının ardından ses çıkarabilirlermiş.  Kendimi pek de maharetli hissetmediğim bir alandaydım ve en kötü ihtimale odaklanmıştım: üç ay!

Neyi elime aldım. Birkaç kez evirip çevirdim. Doğru tutuş ve doğru üfleme pozisyonlarına çalıştım. Mehmet Berkun kardeşimin de himmetiyle birkaç denemenin ardından doğru açıyı bulup üflediğimde ilk kez ses çıkarmayı başarmıştım. Yüzümde sevinç ve şaşkınlık karışımı bir ifade kamera kayıtları ile sabittir. Canım sıkıldıkça arada açıp izlerim. Yüzde oluşan o ifade, ilk kez ses çıkaran birkaç kişi üzerinde de şahitlik etmemle birlikte evrenselmiş gibi gelir bana.  Yakın zamanda, kendi deyimiyle ‘dünyada sekiz yaz, sekiz kış, sekiz ilkbahar ve sekiz sonbahar geçirmiş’ minik arkadaşım Barkın’ın ilk kez neyden ses çıkarmasıyla birlikte bu yüz ifadesine bir kez daha şahit olmuştum.

Evimizin civarında bir İSMEK kursuna kaydolduk. İş saatlerinin uyumsuzluğu yüzünden sadece birkaç kez gidebildim. Kurstaki hoca ile yıldızımızın barışmaması işin tuzu biberi oldu. Evde fırsat buldukça üflemeye çalışıyordum fakat içime sinmeyen bir şeyler vardı. Sanki ney problemliydi.  Çapı dardı,bu durum sesi tizleştiriyordu. Kendi beceriksizliğimi neye mi atfediyordum?  Neyden anlayan bir kaç kişiye danıştım, beni onayladılar. Neyim kötüydü ve neye dair hevesim geçici olarak rafa kalkmıştı.

Birkaç ay sonra bir vesile ile toplandığımız kalabalık bir ortamda Bülent abi ile tanıştım. Kendisi neyzendi. Ney dersi almak istediğimi söyledim. Makul bir ücretle bir ay kadar ders verdi bana. Bu arada Bülent Abi’nin uyarısıyla ney değişikliğine gittim. Yeni neyim tür olarak yine kız neydi fakat bu sefer çapı biraz daha genişti.Şimdi tok bir ses alıyordum ve durum benim sönmek üzere olan hevesimi yeniden harlamıştı. Derslerime devamlılık gösteriyor, işin çalışma ayağındaki gereklerini yapmaya gayret ediyordum.

İnsan nerede ney üfleyebilir? Yüzüme bakmayın öyle. Ney üflemek isteyen kişinin öyle onlarca seçeneği yoktur. Ya evinizde üflersiniz, ya kurs aldığınız yerde. Peki evinizde üfleyemezseniz?

Evet, evde ney üfleyemedim. Hayır, elimi kolumu bağlamadılar, neyimi saklamadılar, ney üflememden ötürü kulaklarının bir tür tacize uğradığından da söz etmediler. Hayır, bunların hiçbiri değil.

 

Dizinin devam yazısı: Bizi Neyle Korkutuyorsunuz

Share This:

Yorum Yapılmamış

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir