4.Devriye

9 Eylül 2016

Bir süre önce bilgisayarda müzik dinlerken çalma listemde daha önceden alınmış bir ses kaydı dosyasına rastladım. ‘Ses 007’ isimli bu kaydı açtığımda epey şaşırdım. İçtima alanını terkedip, 4.Devriye alanında dolaşırken izlenimlerimi kaydettiğim 2011 yılına ait bu ses kaydını o tarihten beri hiç dinlememiştim. Dinledikten hemen sonra karar verdim ki sağ bırakan nedenlerin ikinci yazısı kesinlikle 4.Devriye olmalıydı.

2011 Mayıs ayı, Samsun Polis Okulu. Yaklaşık 1000 öğrencinin eğitim gördüğü, eğitmenler ve görevlilerle beraber bu sayının zaman zaman 1200’lere çıktığı, etrafı yüksek duvarlarla ve dikenli tellerle çevrili, giriş-çıkışların belirli gün ve saatler aralığında sağlandığı, hal ve hareketlerinin bir üst tarafından sürekli kontrol edildiği, dalgınlıkla elini cebine götürme gafletinde bulunursan anında ‘çıkar elini cebinden’ uyarısıyla karşılaştığın, emirle kalkıp emirle yattığın, emirle acıkıp yemeğe çıktıktan sonra, senin için karar verilmiş zaman dilimi kadar istirahat ettiğin, hatta senin için ön görüldüğü kadar kitap okuduğun bir ortamdan söz ediyoruz. Yani iradeyi yedeğe aldığın, itaat edenin rahat ettiği, askerlik benzeri bir ortam. Hatta aynı işin lacivert üniformalısı.

Bu okulun iki tane  kilit alanı var. Bunlardan biri içtima alanı, yani toplanma alanı. Diğeri ise 4. Devriye alanı, kendini topluluktan biraz olsun ayıklayabildiğin alan.

İçtima alanı okulun merkezinde teşekkül etmişken, 4. Devriye alanı 164 dönümlük  arazinin en uç noktasında bulunmaktadır. Bu nedenle ulaşımı zordur, sıkı bir yürüyüş temposu ister. Okulun güvenliğinin sağlanması için, daha önceden belirlenmiş alanlarda öğrenciler tarafından özellikle akşam saatlerinde devriye nöbeti ifa edilir. İşte toplamda 4 tane olan bu alanlardan biri olan 4.Devriye alanı okul kampüsünün en uç noktasında bulunan, herhangi bir sosyal tesisin olmadığı fakat kuş seslerinin Karadeniz’in dalgalarına eşlik ettiği, buraların eskisi olduğu her hallerinden belli olan yaşlı ağaçların gölgelediği, sırtını yasladığı korunun ardından gün batımının izlenebildiği bir alan. Okulun en sakin alanı.

1000 kişinin daraltılmış bir alanda ve dış dünyayla teması olmaksızın hayatını bir arada sürdürmeye çalıştığı bir ortamda en az bulunan nedir diye düşündüm. Hangi sınıfa girsen doludur, hangi odanın kapısını çalsan içeride birileri vardır, ne gazino gürültüden muaftır ne kütüphane. Kütüphane bile bu kalabalıktan nasibini almıştır. Yine de hakkını yemek istemem okulumun. Her türlü fiziksel ve manevi ihtiyacımız karşılandı eğitim süresince. Dışarıda bulabileceğimiz hemen her şey okulda da mevcuttu. Hatta kitap anlamında güncel ve zengin bir kütüphanemiz, cemaati epey bereketli bir mescidimiz de vardı. Hatta zamanın bir başkası tarafından sıkı kurallar çerçevesinde tanzim edilmiş olması o dönemde epey işime de yaradı. Fakat bu okulda olmayan tek şey kalabalığın ve curcunanın arasında bir müddet kendinle baş başa kalabileceğin bir ortamdı.

İnsanın yalnız kalabileceği ortamları önemsiyorum. Kişinin kendini muhasebe etmesi ve yenilemesi, içtima alanlarında gerçekleşebilecek bir hadise değildir. İçtima alanlarında yığınla beraber hareket etmeyi, sessiz ve kıpırdamadan durmayı, verilen emirleri yerine getirmeyi, topluluğun içinde pürüz çıkarmadan eriyip kaybolmayı öğrenirsin.  Bu açıdan içtima alanları çoraktır, zemini betondur, ceza ağırlıklıdır, doğurganlık ve yenilik karşıtıdır.     4.Devriye alanında ise toprağa basarsın, hammaddene yani. Fert olarak irade sahibi olduğun ve tüm yapıp etmelerinden sorumlu olduğun düşüncesini yeniden tazelersin. Bir ağacın altında gölgelenir, dallarına konan kuşların bir anlığını da olsa omzuna konmasını istersin.  Kıyıya çarpan dalgaların şarkısı bambaşka notalarla bestelenmiştir. Korunun ardından batan gün bize sonları hatırlatır. Romantizme kaçmak istemem ama bütün bunlar, az şeyler değildir.

Son söz ;

İşbu yazı dünyanın tüm içtima alanlarından dünyanın tüm 4.Devriyelerine ithaf olunmuştur.

 

Share This:

2 Yorum

  • Mustafa 2 Mart 2017, 17:42

    Altı birlikte okuma altına alınmıştır. 🙂

    • Cihan Uluç 2 Mart 2017, 17:59

      Büroca okudunuz sanırım, altı(!) kişiden bahsediliyor çünkü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir