Hayvan Çiftliği
ISINMA TURLARI / 22 Aralık 2019

Dikkat: Bu yazı, Hayvan Çiftliği hakkında spoiler içermektedir. Akademide beklemediğim bir köşe başında bir kitapçıya rastladım, bir diyanet kitapçısı. Vaktim vardı, neredeyse bütün kitapları tek tek inceledim ve birini satın almak istedim ki o da uzun süredir ertelediğim Orwell’ın Hayvan Çiftliği idi. Uzun süredir ertelemiş olmamın, popüler bir eser olmasıyla ilgisi olabilir.  Böyle bir eserle karşılaştığımda nedense erteleme eğiliminde oluyorum. Yakın zamanda erteleme eğiliminin aslında DEHB’le ilgili olduğuna dair bir şeyler okudum fakat bu ancak başka bir yazının konusu olabilir. Roman büyük bir hızla başlıyor. Çiftlik sahibine karşı isyan etmek için ortam hazır. Zulüm var, emek sömürüsü var, ‘hayvan yerine konmamak’ var. E rüya? Rüya olmadan olur mu? Büyük şef bir rüya görüyor ve rüyasında hayvanların bu düzene isyan ettiğini, herkesin eşit ortamda, mutlu bir biçimde yaşadıklarını, zenginliği paylaştıklarını görüyor. İsyan hareketi tüm şiddeti ile başlıyor ve kısa süre içinde çiftliğin sahibi insanlar kovuluyor ve Beylik Çiftlik Hayvan Çiftliği’ne dönüştürülüyor. 7 Emir, 7 Kural var. Eşitlikle başlayan, asla insanlaşmayacaklarına, para kullanmayacaklarına, birbirilerini öldürmeyeceklerine, içki içmeyeceklerine, ev ya da yatak kullanmayacaklarına dair kurallar bunlar. Marşlar, bayraklar, törenler de yavaş yavaş dizayn ediliyor. Tam hasatlar kaldırılmaya, çiftlikteki düzen oturmaya başlıyor fakat o da ne bir yönetim darbesi… Snowball, Napolyon tarafından zor kullanılarak yönetimden…

Ankara’nın Ardından
YOL HİKAYELERİ / 18 Aralık 2019

 İlk İzlenimler Dikmen’de bulunan Ankara Polis Evi’ne bir arkadaşımızın yardımıyla kolayca geldim. Odama yerleşip biraz soluklandıktan sonra Balgat’a Ciğerci Yakup’a doğru yola koyuldum. Toplu taşımanın yetersizliğinden dolayı yürüyerek gitmeye karar verdim. Yol gösterici yarım saat kadar bir sürede hedefine varabilirsin diyordu. Ben de bunu göze aldım ve yürümeye başladım. 45 dakika sonunda hedefime ulaştığımda hafif bir yorgunluk fakat yoğun bir açlık hissediyordum. Bunun üzerine mekanın servisi geldi. İstanbul ciğercilerine göre oldukça zengin bir meze ağı vardı ve genel itibari ile lezzetlilerdi. Ciğeri beğendim fakat bazıları daha yumuşak ve pişmemiş gibiydi. Üzerinde kullandıkları sos ve baharatlar lezzetliydi. Lavaşları da sosa bezenmişti. Ciğeristan kalitesinde -belki de bir tık ötesinde diyebiliriz- bir puan verdim. Ciğerci Yakup yolunda ise ilginç manzaralarla karşılaştım. Bulunduğumuz konum bakanlıklar kampüsü diyebileceğimiz bir nokta. Bütün önemli binalar burada. Ankara’nın caddeleri ve bulvarları -en azından merkez- itibari ile oldukça geniş ve akıcı, dükkanların önü parka müsait, evler ticari işletmeye uygun olacak bir şekilde caddeden geride konumlanmış. İyi çizilmiş ve yoğunlaşma ihtimaline göre kadastro edilmiş gibi görünüyor. İstanbul’da neredeyse hiç olmayan bir şey bu durum. Eski ilçe ya da yeni kurulan ilçe fark etmiyor. Esenyurt bunun en tipik örneği. Bomboş bir çayırlık ve tarlalık alana kurulmuş bu ilçe pekâlâ masa başında…

Bir Gün; Dört Mevsim
ISINMA TURLARI / 15 Aralık 2019

Ümraniye’de sonbahar, metrobüste yaz, Esenyurt’ta kış ve ofiste ilkbahar! İşbu yazı sıradan bir bir mesai gününde işe giderken yarımşar saat aralıklarla dört mevsimi art yaşadıktan sonra yazılmıştır. Yolu birkaç safhada incelemekte fayda var. Öncelik Ümraniye Metrosu safhasında. Gayet  ferah bir biçimde Altunizade’ye ulaşabiliyorsunuz. İtişsiz, rekabetsiz, sakin. Ne oluyorsa Altunizade’de metrobüs durağında oluyor. Durağın henüz girişinden başlayan yoğunluk, itiş kakış derken genelde durağın sonuna tesadüf eden nispeten boş bir araçla karşıya Zincirlikuyu’ya kendinizi atıyorsunuz. Burada mahşeri kalabalık, zorlu bir mücadele beklerken, o da nesi, bomboş bir Zincirlikuyu! Tabii burada yönünüz mühim. Benim yolculuğum yoğunluğun tersi istikametinde olduğu için böyle. Yoksa karşı tarafta olsam gerçek bir savaşla karşı karşıyaydım. Çok zorlanmadan, bir İstanbul beyefendisi edasıyla metrobüste yerinizi alıp gideceğiniz yere kadar rahat bir yolculuk yapabiliyorsunuz. Metrobüsün içi sıcak fakat bir yandan da soğutucu klimalar ense kökünüze doğru çalışıyor. Sıcak soğuk derken hastalanmamak elde değil. Derken boğazlar hafif hafif hassasiyet göstermeye başlıyor. Yıkılma sakın! Metrobüsün ardından bir de otobüse binmek zorundayım. Son aktarma ile yaklaşık iki saatlik bir yolculuğun ardından hedefime varıyorum. Alt geçitten, meydana doğru çıkmak isterken küçük bir meteorolojik sürpriz: sağanak yağmur! Yağmuru fark ettiğim ilk anda geri dönmek istesem de yukarı yönlü yürüyen merdivende olduğum ve her geri inmeye çalışmamda…